İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin yürütülen müzakerelerin “son aşamaya geldiğini” söyledi. Erakçi, Bakanlar Kurulu'na Tahran ile Maskat arasındaki görüşmelerin son durumu hakkında bilgi verirken, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini ve tarafların anlaşmaya yaklaştığını ifade etti. Bu açıklama, bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde, stratejik su yolu üzerindeki kontrol ve işbirliği konusunun önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan ve dünya petrol ihracatının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran, boğazın kuzey kıyısında yer alırken, Umman ise boğazın güney kıyısında fiilen kontrol sahibidir. Bu nedenle, boğazın güvenliği ve yönetimi, bölgesel ve küresel enerji güvenliği için kritik öneme sahiptir.
İran ile Umman arasındaki müzakerelerin, boğazın güvenliği, geçiş rejimi ve olası ortak denetim mekanizmaları gibi konuları kapsadığı düşünülüyor. Erakçi'nin “son aşamaya geldi” ifadesi, tarafların teknik detaylarda büyük ölçüde uzlaştığına ve nihai bir anlaşmanın yakın olduğuna işaret ediyor. Umman Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise görüşmelerin olumlu bir atmosferde ilerlediği belirtilirken, tarafların ortak açıklama yapmak üzere hazırlandığı ifade edildi.
Bu gelişme, 2018 yılında ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından artan gerilimler ve son dönemde İran'ın boğazı kapatma tehditleri göz önüne alındığında büyük önem taşıyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2023 yılında günde yaklaşık 17 milyon varil petrol bu boğazdan geçti. Analistler, İran ile Umman arasında varılacak bir anlaşmanın, bölgedeki tansiyonu düşürmekle kalmayıp, küresel piyasalara da güven vereceğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın yönetimi konusunda İran ile Umman arasındaki müzakerelerin başarıyla sonuçlanması, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar gibi Basra Körfezi ülkeleri, petrol ihracatlarının büyük bölümünü bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Dolayısıyla, boğazın güvenliğine ilişkin herhangi bir belirsizlik, bu ülkelerin ekonomik istikrarını doğrudan etkiliyor.
Uzmanlara göre, İran ile Umman arasında olası bir anlaşma, İran'ın bölgedeki izolasyonunu kısmen kırabilir ve uluslararası toplumla diyaloğunu artırabilir. Umman'ın uzun süredir arabulucu rolü üstlenmesi de bu süreçte etkili oldu. Umman, özellikle Yemen iç savaşı ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerginliklerde tarafları bir araya getiren bir ülke olarak biliniyor.
Ancak, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İran'a yönelik yaptırımlar, bu anlaşmanın uygulanmasında zorluklar yaratabilir. ABD, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini kendi çıkarları açısından önemli görüyor ve herhangi bir anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna uygun olmasını bekliyor. Bu nedenle, tarafların varacağı anlaşmanın ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından nasıl karşılanacağı merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve doğalgaz akışına bağımlıdır. Olası bir anlaşma, bölgesel istikrarı artırarak enerji fiyatlarının makul seviyelerde kalmasına katkı sağlayabilir. Türkiye ayrıca, İran ve Umman ile iyi ilişkilere sahip olduğundan, bu süreçte arabuluculuk veya işbirliği fırsatları doğabilir. Ancak, ABD-İran gerginliği ve yaptırımlar, Türkiye'nin İran ile ticaretini zaten sınırlıyor. Dolayısıyla, bu anlaşmanın bölgesel istikrara olumlu etkisi, Türk dış politikası ve enerji güvenliği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.