ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının başlamasından altı ay sonra, Tahran'da bir kız okuluna düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren 9 yaşındaki Motahreh Zakeri'nin annesi Masoumeh Zakeri, kızının son gecesini anlattığı yürek burkan ifadelerle acıların hâlâ taze olduğunu dile getirdi. Saldırı, savaşın ilk saatlerinde meydana gelmiş ve çok sayıda çocuğun ölümüne yol açmıştı.
Bir annenin acısı: Altı aydır aynı geceyi yaşıyor
Masoumeh Zakeri, kızı Motahreh ile geçirdiği son geceyi her gece yeniden yaşadığını söylüyor. O gece Motahreh, yaklaşan tatili, düğün planlarını ve alacağı yeni kıyafetleri heyecanla anlatıyormuş. Zakeri, "Çocuklar paramparça oldu" diyerek saldırının vahametini özetliyor. İran resmi makamları, saldırıda en az 30 çocuğun öldüğünü, onlarca kişinin yaralandığını açıklamıştı. Saldırının sorumluluğunu üstlenen taraf ise henüz netleşmiş değil; Tahran yönetimi, saldırıyı İsrail ve ABD güçlerine bağlarken, uluslararası toplum savaş suçu işlendiği yönünde ciddi endişeler dile getiriyor.
Olay, savaşın masum siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), çatışmaların başlamasından bu yana İran'da yüzlerce çocuğun hayatını kaybettiğini, binlercesinin de psikolojik travma yaşadığını belirtiyor. Ancak uluslararası toplumun tepkisi, siyasi ve askeri gerilimlerin gölgesinde kalmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaşın gölgesinde insani kriz
İran'daki okul saldırısı, sadece bir savaş suçu değil, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlığın derinleştiğinin de bir göstergesi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonları, Basra Körfezi'nde gerilimi tırmandırırken, İran'ın misilleme tehditleri bölge genelinde endişe yaratıyor. Uzmanlar, bu tür saldırıların sivilleri hedef almasının, çatışmanın taraflarının uluslararası hukuku hiçe saydığını ortaya koyduğunu vurguluyor. Saldırının ardından İran, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne başvurarak uluslararası soruşturma talep etti; ancak ABD'nin vetosu nedeniyle bu girişim sonuçsuz kaldı.
Bu durum, uluslararası toplumun savaş suçlarına karşı gösterdiği çifte standardı da gözler önüne seriyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, saldırıyı kınayarak "Çocuklara yönelik saldırılar asla meşrulaştırılamaz" açıklamasında bulundu. Ancak Batılı ülkelerin İran'a yönelik yaptırımları ve diplomatik izolasyonu, bu tür kınamaların etkisini sınırlıyor. Bölgede artan göç hareketleri ve insani yardım ihtiyacı ise krizi derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu trajik olay, Türkiye'nin komşu coğrafyasındaki istikrarsızlığın boyutlarını bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, İran ile uzun kara sınırına sahip olması nedeniyle olası bir göç dalgası ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, bölgede artan enerji arzı güvenliği endişeleri, Türkiye'nin enerji ticaret yollarını ve ekonomik istikrarını etkileyebilir. Türkiye'nin hem ABD ve İsrail hem de İran ile sürdürdüğü dengeli diplomatik ilişkiler, krizin yayılmasını önlemede kritik önem taşıyor. Ankara'nın insani yardım girişimleri ve bölgesel diyalog çabaları, Türkiye'nin istikrar arayışındaki rolünü güçlendiriyor. Ancak bu tür saldırıların tekrarlanmaması için uluslararası toplumun etkili bir mekanizma kurması şart.