İran'da ABD ile yürütülen nükleer müzakerelere karşı çıkan sertlik yanlıları, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan yönetimine karşı açık bir mücadele başlattı. Reformist kanadın temsilcisi olarak göreve gelen Pezeşkiyan, ekonomik yaptırımların hafifletilmesi ve uluslararası izolasyonun sona ermesi için diplomasiye ağırlık verirken, muhafazakâr çevreler bu politikayı "Batı'ya taviz" olarak nitelendiriyor. İran'ın dini lideri Ali Hamaney'e yakın gruplar, hükümetin müzakere sürecindeki esnek tutumunu hedef alarak kamuoyu önünde baskıyı artırıyor.
Müzakere Karşıtlığının Arka Planı
İran ile ABD arasında 2024 yılında başlayan dolaylı görüşmeler, özellikle nükleer program üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle inişli çıkışlı bir seyir izledi. Pezeşkiyan hükümeti, yaptırımların kaldırılması karşılığında uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde bazı sınırlamaları kabul edebileceğini ima etti. Ancak Devrim Muhafızları ve etkili din adamları, bu tür adımların İran'ın güvenlik ve egemenlik haklarından geri adım atmak anlamına geleceğini savunuyor. Sertlik yanlıları, özellikle 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) ABD tarafından tek taraflı olarak terk edilmesini örnek göstererek, Washington'a güvenilmeyeceğini ve müzakere masasının bir tuzak olduğunu dile getiriyor.
Son haftalarda İran basınında ve sosyal medyada hükümete yönelik eleştirilerin dozu arttı. Muhafazakâr gazeteler, Pezeşkiyan'ın ekonomi ekibini "Batı yanlısı" olmakla suçlarken, Cuma hutbelerinde müzakere sürecinin "ulusal onur" ile bağdaşmadığı ifade ediliyor. Bu gelişmeler, Pezeşkiyan'ın reform vaatlerini hayata geçirmesini zorlaştırıyor. Hükümet sözcüsü ise eleştirileri "gerçekçi olmayan beklentiler" olarak nitelendirerek, diplomasinin tek çıkış yolu olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki iç çekişme, yalnızca ülke siyasetini değil, bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Müzakerelerin başarısızlığa uğraması halinde Orta Doğu'da gerilimin artması ve İran'ın nükleer programını hızlandırması riski bulunuyor. ABD yönetimi, İran'ın bölgesel etkisini sınırlamak için müttefikleriyle koordinasyon içinde. Öte yandan İsrail, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik askeri seçenekleri masada tutuyor. Avrupa Birliği ise diplomasiye şans verilmesi çağrısında bulunuyor. İran'ın sertlik yanlılarının güç kazanması, Batı ile ilişkilerde yeni bir soğuma dönemine işaret edebilir. Bu durum, küresel petrol piyasalarını ve enerji arz güvenliğini de etkileme potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar, İran'da reformist bir cumhurbaşkanının görevde kalmasının, muhafazakârların direnci nedeniyle giderek zorlaştığını belirtiyor. Pezeşkiyan, seçim kampanyasında vaat ettiği ekonomik iyileştirmeleri gerçekleştiremezse halk desteğini yitirebilir. Ancak şu an için halkın büyük bölümü ekonomik sıkıntılardan mustarip ve yaptırımların kaldırılmasını istiyor. Bu nedenle sertlik yanlılarının propagandaı her kesimde karşılık bulmuyor. Yine de İran siyasetinde nihai karar mercii olan Dini Lider Ali Hamaney'in tutumu belirleyici olacak. Hamaney, geçmişte müzakere süreçlerine temkinli yaklaşmakla birlikte, tamamen kapanın elinde değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da müzakere karşıtlarının güçlenmesi, Türkiye'nin komşusuyla ilişkilerinde belirsizlik yaratabilir. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve bölgesel istikrarın korunmasını destekliyor. İran'ın Batı ile diyaloğunun sekteye uğraması, enerji ticareti ve sınır güvenliği konularında Türkiye'yi doğrudan etkiler. Ayrıca İran'ın nükleer programındaki olası bir tırmanma, Orta Doğu'da yeni bir gerilim hattı oluşturarak Türkiye'nin güvenlik çevresini olumsuz etkileyebilir. Ankara, bu süreçte diplomatik kanalları açık tutarak denge politikası izlemeye devam edecektir.