İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde düzenlenen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve Arap Birliği zirvesinde imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na ilişkin kaygı duymadıklarını belirtti. Sözcü, anlaşmanın bölgesel güvenliğe katkı sağlamayacağını, aksine İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarına meşruiyet kazandırabileceğini savundu. Bu açıklama, Tahran yönetiminin Arap ülkelerinin askeri entegrasyonuna yönelik geleneksel şüpheci yaklaşımını yansıtıyor.
Anlaşmanın Arka Planı
Geçtiğimiz hafta Mekke'de toplanan KİK ve Arap Birliği üyesi ülkeler, İsrail'in Filistin topraklarındaki operasyonlarına karşı ortak bir savunma mekanizması kurmayı öngören anlaşmayı imzaladı. Anlaşma, özellikle İsrail'in Gazze'deki saldırılarının ardından Arap ülkelerinin güvenlik işbirliğini güçlendirme çabasının bir parçası olarak görülüyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Ürdün'ün öncülüğünde hazırlanan metin, üye ülkelerin egemenliğine yönelik herhangi bir saldırıya ortak müdahale edilmesini öngörüyor.
İranlı sözcü, yaptığı yazılı açıklamada anlaşmanın içeriğine dair ayrıntı vermekten kaçınırken, “İran'ın caydırıcılık kapasitesi, bu tür anlaşmaların tehdit oluşturmasını engelliyor. Biz bölgesel güvenliği ancak tüm tarafların katılımıyla sağlanabilecek kolektif bir sorumluluk olarak görüyoruz. Dışlayıcı mekanizmalar kalıcı çözüm üretmez.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mekke Anlaşması, İsrail'e karşı Arap dayanışmasını sembolize etse de, İran'ı doğrudan hedef alan bir madde içermiyor. Ancak Tahran yönetimi, anlaşmanın ABD ve İsrail tarafından İran'a karşı bir “Arap NATO'su” oluşturma girişimi olarak yorumlanabileceğinden endişe ediyor. Özellikle son dönemde İsrail ile normalleşme sürecindeki Arap ülkelerinin savunma işbirliğini derinleştirmesi, İran'ın bölgesel nüfuzunu dengelemeye yönelik adımlar olarak algılanıyor.
Uzmanlara göre, anlaşmanın uygulanabilirliği belirsiz. Bağlayıcı askeri yükümlülükler, Arap ülkelerinin kendi aralarındaki siyasi bölünmüşlük ve ABD'nin bölgedeki askeri angajmanının azalması nedeniyle zayıf görünüyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası müzakerelerin durma noktasında olması ve Tahran'ın Rusya ile artan askeri işbirliği, bölgedeki güvenlik denklemini daha da karmaşıklaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye'yi doğrudan bağlamasa da, bölgesel güvenlik mimarisini etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, Körfez ülkeleriyle savunma sanayi ve güvenlik alanında işbirliğini geliştirmeye çalışırken, bu tür bir anlaşmanın İran'ı daha da yalnızlaştırması, Ankara-Tahran ilişkilerinde yeni sınamalar yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Katar ile askeri işbirliği ve Libya'daki varlığına paralel olarak, Körfez'deki güvenlik dengelerinde aktif bir rol oynaması, bu anlaşmanın Türkiye'yi dışlamaması açısından önemli. Ankara, bölgesel krizlerde diyalog ve kapsayıcı güvenlik yaklaşımını savunarak, İran ile Arap ülkeleri arasındaki gerilimin azaltılmasında arabulucu bir rol üstlenebilir. Bu bağlamda, anlaşmanın Türkiye'ye doğrudan bir tehdit oluşturmadığı, ancak bölgesel istikrarı etkileyebileceği değerlendiriliyor.