İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in askeri işlerden sorumlu kıdemli danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safavi, perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin yeniden saldırıya uğraması halinde ABD ile olası yeni bir savaşın Hint Okyanusu'na kadar yayılabileceği uyarısında bulundu. Safavi, İran silahlı kuvvetlerinin her türlü tehdide karşı hazır olduğunu ve ülkenin savunma kapasitesinin bölgesel sınırları aşabileceğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile ABD arasındaki gerilim, son yıllarda özellikle nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel etki alanı konularında artarak devam ediyor. 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan ağır yaptırımlar, Tahran yönetimini ekonomik olarak zorlarken, askeri doktrinini de gözden geçirmeye itti. İran, özellikle Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nde ABD donanması ile zaman zaman karşı karşıya geliyor. Safavi'nin açıklaması, İran'ın olası bir çatışmayı yalnızca kendi toprakları veya körfezle sınırlı tutmayıp, daha geniş bir coğrafyaya taşıyabileceği mesajını içeriyor.
Tümgeneral Safavi, 1980-1988 İran-Irak Savaşı'nda Devrim Muhafızları'nın üst düzey komutanlığını yapmış, daha sonra İran Devrim Muhafızları'nın başına geçmiş deneyimli bir askeri figür. Halen Hamaney'in askeri danışmanı olarak görev yapıyor. Açıklamaları, İran'ın resmi pozisyonunu yansıtması açısından önem taşıyor. Safavi, İran'ın savunma stratejisinin sadece kendi sınırlarını korumakla kalmayıp, düşmanı kendi topraklarında caydırmayı hedeflediğini sık sık vurguluyor.
İran'ın Hint Okyanusu'na yönelik tehdit vurgusu, ülkenin deniz aşırı güç projeksiyonu kapasitesini artırma çabalarıyla da örtüşüyor. İran donanması son yıllarda Hint Okyanusu ve Aden Körfezi'nde daha aktif hale geldi. 2021'de İran'a ait bir savaş gemisi, Atlas Okyanusu'na kadar açılarak Batı yarımkürede varlık göstermişti. Bu tür adımlar, Tahran'ın küresel deniz ticaret yollarını ve enerji nakil hatlarını etkileyebilecek bir kapasiteye ulaşma arzusunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hint Okyanusu, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Basra Körfezi'nden çıkan petrolün büyük bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden Hint Okyanusu'na ulaşıyor. Olası bir geniş çaplı çatışma, bu rotada seyrüsefer güvenliğini tehlikeye atarak küresel enerji fiyatlarını dalgalandırabilir. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ise Bahreyn'deki 5. Filo, Katar'daki Al Udeid Hava Üssü ve Diego Garcia gibi üslerle destekleniyor. İran'ın Hint Okyanusu'nu tehdit olarak zikretmesi, bu üsleri ve deniz yollarını hedef alabileceği anlamına gelebilir.
Uzmanlar, İran'ın doğrudan ABD ile topyekûn bir savaşa girmesinin düşük olasılık olduğunu, ancak vekil güçler ve asimetrik yöntemlerle geniş bir coğrafyada karışıklık yaratabileceğini belirtiyor. Safavi'nin açıklaması, caydırıcılık mesajı olarak yorumlanıyor. İran, nükleer programını da bir koz olarak elinde tutuyor; uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar çıkarmış durumda. Bu durum, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinde endişe yaratıyor.
ABD yönetimi ise İran'a yönelik baskı politikasını sürdürüyor. Son dönemde İran destekli grupların Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırıları artmış durumda. Washington, buna karşılık olarak bölgeye ek askeri varlık gönderdi. İki ülke arasında doğrudan bir çatışma çıkması halinde, bunun sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayıp, Hint Okyanusu'ndan Akdeniz'e kadar uzanan bir alanda etkili olacağı değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve bölgesel istikrarın ekonomi ve güvenliği üzerindeki doğrudan etkisi nedeniyle olası bir ABD-İran çatışmasından en fazla etkilenecek ülkelerden biri. Enerji ithalatının önemli bir kısmını İran'dan karşılayan Türkiye, savaş halinde petrol ve doğalgaz akışında kesinti yaşayabilir. Ayrıca, mülteci akını ve terör riski gibi güvenlik sorunları da gündeme gelebilir. Türkiye, bölgede diplomasiyi önceleyen bir tutum sergileyerek gerilimin düşürülmesi için çaba gösterebilir. NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisi, İran ile ise ekonomik ve komşuluk bağları denge politikası izlemesini gerektiriyor.