İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Lübnan'ın ABD ile savaşı sona erdirmek için varılacak anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Bekayi, taslak mutabakat metninde Lübnan'ın üç kez zikredildiğini, tüm cephelerde ateşkes çağrısı yapıldığını ve Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğinin vurgulandığını ifade etti. Reuters'ın haberine göre, Tahran yönetimi böylece Lübnan'ın İran-ABD müzakerelerinde kilit bir unsur olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile ABD arasında doğrudan ve dolaylı müzakereler aylardır devam ediyor. Taraflar, İran'ın nükleer programı, bölgesel nüfuzu ve özellikle Lübnan'daki Hizbullah'ın rolü konusunda anlaşmazlık yaşıyor. İran'ın son açıklaması, Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü vurgularken, aynı zamanda Hizbullah'ın silahlı kanadının geleceği konusunda dolaylı bir mesaj içeriyor. Taslak metnin detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil, ancak üç kez Lübnan'a atıfta bulunulması, Tahran'ın bu dosyaya ne kadar önem verdiğini gösteriyor.
Tahran, Lübnan'daki askeri varlığını ve Hizbullah'a verdiği desteği 'meşru savunma' olarak tanımlıyor. ABD ise bu durumu bölgesel istikrarsızlık kaynağı olarak görüyor. Bekayi'nin açıklamaları, müzakerelerin askıda olan yönlerine işaret ediyor. Özellikle Lübnan'da devam eden siyasi kriz ve ekonomik çöküntü, bu ülkeyi daha da kırılgan hale getiriyor. İran, Lübnan'ın çöküşü halinde bölgesel dengelerin bozulacağını ve bunun ABD için de olumsuz sonuçlar doğuracağını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan, İran'ın bölgesel nüfuz stratejisinde merkezi bir konumda. Hizbullah aracılığıyla İsrail'e karşı caydırıcı bir güç oluşturan Tahran, Lübnan'ın istikrarını kendi güvenlik çıkarları için hayati görüyor. ABD ise İran'ın Lübnan üzerindeki etkisini kırmak için Suudi Arabistan ve İsrail ile iş birliği yapıyor. Bu üçgen çerçevesinde yürütülen diplomatik hamleler, bölgede yeni bir güç dengesi oluşturma potansiyeli taşıyor.
İran'ın son açıklaması, Lübnan'ın müzakerelerde 'rehine' olarak kullanılmak istendiği yönündeki eleştirilere de yanıt niteliği taşıyor. Tahran, Lübnan'ı sadece bir pazarlık kozu olarak değil, ortak güvenlik kaygılarının merkezinde görüyor. Öte yandan, Fransa ve Avrupa Birliği de İran-ABD görüşmelerine dahil olmaya çalışıyor. Paris yönetimi, Lübnan'ın egemenliğinin korunması konusunda hassasiyet gösteriyor ve bu dosyada arabulucu rolü oynamak istiyor. Bölgesel güçlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise İran'ın Lübnan'daki nüfuzunun azaltılmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarı yakından takip ediyor. Lübnan'daki gelişmeler, Doğu Akdeniz'deki dengeleri ve Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri de etkileyebilir. Ayrıca, İran-ABD anlaşmasının Lübnan boyutu, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım ve ticari çıkarları açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'da savaşın yeniden alevlenmesi halinde yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalabileceğini de göz önünde bulunduruyor. Bu nedenle Ankara, İran-ABD müzakerelerinde Lübnan'ın egemenliğinin korunmasını ve ülkenin toprak bütünlüğünün garanti altına alınmasını destekliyor.