İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülke içinde siyasi kutuplaşmanın tırmandığı bir dönemde 'kutsal birlik' vurgusu yaparak taraflara sükunet çağrısında bulundu. Hamaney'in açıklaması, İran yönetiminin sertlik yanlısı kanadının, ABD ile imzalanan bir mutabakat zaptı (MoU) nedeniyle bazı üst düzey yetkilileri 'vatan hainliği' ile suçlamasının ardından geldi. Dini liderin bu çıkışı, Tahran yönetimindeki derin ayrışmaları ve İran'ın dış politikasında yaşanan çetrefilli süreci gözler önüne seriyor.
Gerginliğin Perde Arkası
İran Meclisi'ndeki muhafazakar milletvekilleri ve Devrim Muhafızları'na yakın çevreler, geçtiğimiz haftalarda bir grup bürokratın ABD'li yetkililerle 'gizli bir mutabakat zaptı' imzaladığını iddia ederek sert bir kampanya başlatmıştı. Söz konusu mutabakatın, İran'ın nükleer programına ilişkin kısmi bir anlaşma veya Irak'taki istikrar çabaları kapsamında bir iş birliği protokolü olduğu yönünde spekülasyonlar bulunuyor. Ancak resmi kaynaklar, anlaşmanın içeriğine dair net bir açıklama yapmaktan kaçınıyor. Sertlik yanlıları, bu adımı 'ABD'nin nüfuzuna boyun eğmek' ve 'devrim ilkelerine ihanet' olarak nitelendirirken, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ılımlı kanadı ise diplomatik angajmanın 'ulusal çıkarlar' için gerekli olduğunu savunuyor.
Hamaney'in devreye girmesiyle birlikte gerilim geçici olarak düşse de, bu olay İran siyasetindeki iki ana kutup arasındaki uçurumu bir kez daha gösterdi. Dini lider, tüm yetkililere 'birliği koruma' talimatı verirken, 'düşmanın ayrılıktan faydalandığı' uyarısında bulundu. Analistlere göre Hamaney, yaptırımlar altındaki ekonomik kriz ve bölgesel istikrarsızlık ortamında iktidar bloğunun dağılmasını engellemek istiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'daki bu siyasi deprem, yalnızca ülke içinde değil, bölge genelinde de yankı uyandırdı. ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yeniden canlandırılmasına yönelik kırılgan bir sürecin işlediği bir dönemde, Tahran'daki iç çekişmeler Batılı başkentlerde endişeyle izleniyor. Özellikle İran'ın bölgesel nüfuz alanı olan Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki gelişmeler, Tahran'ın iç istikrarına sıkı sıkıya bağlı. Sertlik yanlılarının diplomatik kanalları tıkaması halinde, İran'ın bölgedeki vekil güçleri üzerindeki kontrolü zayıflayabilir ve yeni bir istikrarsızlık dalgası tetiklenebilir. Öte yandan, Hamaney'in birliğe yaptığı vurgu, uluslararası topluma İran'ın 'parçalanmış' bir yönetim sergilemediği mesajını verme amacı taşıyor. Bu çağrı, bir yandan yaptırımların hafifletilmesi için Batı'ya yönelik bir jest olarak da yorumlanırken, diğer yandan muhafazakar tabanı rahatsız edebilecek bir adım olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'daki siyasi gerilimi yakından takip ediyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ve enerji bağımlılığı göz önüne alındığında, Tahran'daki istikrarsızlık Ankara için doğrudan ekonomik risk oluşturuyor. Ayrıca, İran'daki iç çalkantı, PKK/PYD ile mücadele, Irak ve Suriye'deki güç dengeleri açısından da kritik. İran'ın sertlik yanlılarının ağırlık kazanması, Türkiye'nin kuzey Irak ve Suriye politikalarını olumsuz etkileyebilecek bir faktör. Hamaney'in 'birlik' çağrısı kısa vadede istikrar sağlasa da, orta vadede İran'ın Batı'yla angajmanı sürdürülürse Türkiye'nin bölgedeki manevra alanı daralabilir. Ankara, Tahran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumunu ve yaptırımların hafifletilmesi durumunda İran'ın ihracat kapasitesinin artmasının Türk ihracatçıları üzerindeki rekabet baskısını da hesaba katmak zorunda.