ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın Kuveyt ve Bahreyn'e yönelik saldırısında toplam 7 füze atıldığını doğruladı. Kuveyt hükümeti, 'düşmanca' olarak nitelendirdiği füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı koyduğunu açıklarken, ABD güçleri Hürmüz Boğazı'na yönelen İran yapımı İHA'ları düşürdü. Bölgede tırmanan gerilim, Körfez ülkelerinde alarm seviyesini yükseltti. Olay, İran ile ABD öncülüğündeki koalisyon arasında son haftalarda yaşanan en ciddi askeri çatışma olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, ülkenin doğusundaki askeri bölgelere yönelik füze ve İHA saldırılarının püskürtüldüğünü belirtti. Açıklamada, 'saldırgan eylemlerin' ülkenin egemenliğini hedef aldığı vurgulanırken, Kuveyt ordusunun caydırıcılık kapasitesinin yeterli olduğu ifade edildi. Bahreyn ise saldırılarda can kaybı yaşanmadığını ancak bazı askeri tesislerde maddi hasar oluştuğunu duyurdu.
CENTCOM Komutanı General Michael Kurilla, yaptığı yazılı açıklamada, 'İran'ın bu provokatif eylemleri bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. ABD güçleri, ortaklarımızı savunmak için gerekli tüm önlemleri almaya devam edecektir' dedi. ABD Donanması'na ait savaş uçakları ve güdümlü füze destroyerleri, Hürmüz Boğazı'nda seyir halindeki ticari gemilere yönelik İHA saldırılarını engelledi. İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırılar, İran'ın nükleer programı nedeniyle uluslararası baskı altında olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Uzmanlar, Tahran yönetiminin Körfez'deki ABD askeri varlığına karşı 'asimetrik' bir caydırıcılık stratejisi izlediğini belirtiyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, saldırıları kınayarak Kuveyt ve Bahreyn'e destek mesajı verdi. Rusya ise taraflara itidal çağrısı yaparken, Çin gerilimin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Uluslararası Enerji Ajansı, Hürmüz Boğazı'nın dünya petrol arzının yüzde 20'sini oluşturduğunu hatırlatarak, olası bir tırmanışın küresel enerji piyasalarında şok dalgası yaratabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile Körfez ülkeleri arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin yakından takip ettiği bir gelişmedir. Türkiye, bölgesel istikrarın bozulmasından endişe duymakta, ancak doğrudan taraf olmamaya özen göstermektedir. Enerji arz güvenliği ve Körfez'deki ticari çıkarları göz önüne alındığında, Ankara'nın ılımlı bir tutum sergilemesi beklenir. Ayrıca, İran ile yürütülen diplomatik ilişkiler ve komşuluk ilkesi, Türkiye'nin bu krizde arabuluculuk potansiyelini akla getirmektedir. Krizin büyümesi halinde, Türkiye'nin enerji maliyetleri ve bölgesel ticaret yolları üzerinde olumsuz etkiler görülebilir.