İran ile Körfez ülkeleri arasında daha önce planlanan Hürmüz Boğazı'na ilişkin müzakereler, Umman'ın görüşmelerin ertelendiğini duyurmasıyla belirsizliğe girdi. Körfez Uluslararası Forumu'ndan Dania Thafer, yayına girmeden hemen önce yapılan açıklamada görüşmelerin ertelendiğini belirterek, sürecin ABD'nin katılımı olmadan nasıl ilerleyebileceğine dair değerlendirmelerde bulundu. Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olarak İran ile Körfez Arap ülkeleri arasında uzun süredir gerilim kaynağı.
Hürmüz Boğazı: Stratejik önem ve tarihsel arka plan
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan dar bir geçit. İran ile Umman arasında yer alan boğaz, dünya petrol arzının önemli bir kısmının deniz yoluyla taşınmasını sağlıyor. Son yıllarda bölgede artan gerginlikler, özellikle 2018'de ABD'nin İran nükleer anlaşmasından çekilmesi ve yeniden yaptırımlar uygulaması sonrasında tırmanmıştı. İran, zaman zaman boğazı kapatma tehdidinde bulunurken, ABD ve müttefikleri seyrüsefer özgürlüğünü korumak için askeri varlıklarını artırdı. Körfez ülkeleri ise hem İran'la diyalog kurma hem de ABD'nin güvenlik şemsiyesine bağımlılıklarını dengeleme arayışında.
Umman, bölgede geleneksel olarak arabulucu rolü üstlenen bir ülke. İran ile Batı arasındaki gizli görüşmelere ev sahipliği yapmasıyla biliniyor. Bu kez de İran ile Körfez ülkeleri arasındaki olası müzakerelere ev sahipliği yapması bekleniyordu. Ancak Umman'ın erteleme açıklaması, sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Dania Thafer, Körfez ülkelerinin İran ile doğrudan diyalog kurma konusunda istekli olduğunu ancak ABD'nin rolünün hala belirleyici olduğunu vurguladı. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve yaptırım politikaları, Körfez ülkelerinin İran ile bağımsız bir müzakere yürütmesini zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD'siz bir müzakere mümkün mü?
İran ile Körfez ülkeleri arasında ABD'nin katılımı olmadan yapılacak bir müzakere, bölgesel güç dengelerini önemli ölçüde etkileyebilir. Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, son yıllarda İran ile ilişkilerini normalleştirme sinyalleri veriyor. 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ile İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, bölgesel bir yumuşama umudu yaratmıştı. Ancak Hürmüz Boğazı gibi hassas bir konuda ABD'yi devre dışı bırakmak, Körfez ülkeleri için riskli olabilir. ABD, bölgedeki askeri üsleri ve donanma varlığıyla seyrüsefer özgürlüğünün garantörü olarak görülüyor. İran ise ABD'nin bölgedeki varlığını kendi güvenliğine tehdit olarak algılıyor ve Körfez ülkeleriyle yapılacak müzakerelerde ABD'nin dışlanmasını talep ediyor.
Uzmanlar, ABD'siz bir müzakere formatının kısa vadede zor olduğunu, ancak uzun vadede bölgesel diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Dania Thafer, Körfez ülkelerinin İran ile ilişkilerini çeşitlendirme çabasında olduğunu, ancak güvenlik garantileri olmadan bu sürecin ilerleyemeyeceğini ifade etti. Umman'ın erteleme kararı, bu hassas dengenin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Görüşmelerin ne zaman yeniden başlayacağı belirsiz. Ancak bölgede artan gerilim ve küresel enerji güvenliği endişeleri, diyaloğun kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarı doğrudan ilgilendiren bir konumda. Enerji ithalatının büyük bölümünü Körfez ülkelerinden karşılayan Türkiye, boğazdaki olası bir krizden ekonomik olarak olumsuz etkilenir. Ayrıca Türkiye, İran ile Körfez ülkeleri arasında denge gözeterek bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. ABD'siz bir müzakere süreci, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak öne çıkmasına fırsat yaratabilir. Ancak Türkiye'nin kendi güvenlik endişeleri ve Batı ile ilişkileri, bu tür bir girişimde sınırlayıcı faktör olabilir. Yine de enerji güvenliği ve ticaret yollarının korunması, Türkiye için hayati önem taşıyor.