İran Acil Durum Teşkilatı Başkanı Cafer Miadfer, son İsrail saldırılarında 15 kişinin yaralandığını, ölüm bildirilmediğini duyurdu. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Miadfer, yaralılardan 14'ünün ülkenin güneybatısındaki Huzistan eyaletine bağın Mahşehr ilçesinde kaydedildiğini söyledi. Ayrıca Tahran eyaletinde bir kişinin daha yaralandığı bildirildi. İsrail saldırılarına ilişkin ayrıntılı bilgi verilmezken, İran'ın misilleme yapma olasılığı gündemde.
Gelişmenin arka planı
Saldırının hedef aldığı bölgeler stratejik önem taşıyor. Huzistan, İran'ın enerji merkezi olarak biliniyor ve ülkenin ham petrol üretiminin büyük kısmı bu eyalette gerçekleşiyor. Mahşehr ilçesi, İran'ın en büyük petrokimya tesislerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle saldırının, İran'ın enerji altyapısına yönelik olabileceği yorumları yapılıyor.
İsrail, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçlerine yönelik daha önce de saldırılar düzenlemişti. Geçmişte İran'ın askeri tesislerine, lojistik merkezlerine ve savunma sanayiine ait noktalara saldırılar düzenleyen İsrail, son olarak geçtiğimiz ay Tahran'da bir askeri tesisin vurulmasında sorumluluk üstlenmişti. Bu saldırının da benzer bir operasyonun parçası olduğu değerlendiriliyor.
İran yönetimi, saldırıyı kınarken, uluslararası topluma tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, İsrail'in bu tür eylemlerle bölgede istikrarsızlık yarattığını belirterek, “İran, meşru müdafaa hakkını kullanacaktır” dedi. Ancak şu ana kadar somut bir misilleme adımı atılmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, İran-İsrail gerilimini yeniden alevlendirdi. İki ülke arasında son yıllarda siber saldırılardan suikastlara kadar birçok alanda düşük yoğunluklu bir çatışma yaşanıyor. İran'ın nükleer anlaşma müzakereleri ve bölgedeki vekil güçlerinin faaliyetleri nedeniyle İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için bu tür saldırılara başvurduğu biliniyor.
Uluslararası toplumdan tepkiler gelirken, ABD ve AB, İsrail'in kendini savunma hakkına vurgu yaparken tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulundu. Rusya ise saldırıyı kınayarak BM Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talep etti. İran'ın bu saldırıya nasıl yanıt vereceği, bölgedeki diğer aktörlerin de pozisyonunu etkileyecek.
Özellikle Körfez ülkeleri, İran-İsrail çatışmasının bölgeye sıçramasından endişe ediyor. Suudi Arabistan ve BAE, İran'la ilişkilerini normalleştirme çabalarına rağmen, bu tür saldırıların gerilimi artırabileceğini düşünüyor. Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi İran destekli grupların duruma müdahil olması halinde çatışma daha geniş bir alana yayılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasındaki bu tür gerilimleri yakından takip ediyor. İki ülke de Türkiye'nin bölgesel ilişkilerinde önemli partners. Ankara, İran'ın enerji tedarikçisi olması ve İsrail'in savunma sanayiindeki işbirliği açısından dikkatli bir denge politikası izliyor. Bu saldırı, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkilemese de, olası bir çatışmanın bölgesel istikrarsızlığa yol açması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik ortamını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın misillemesinin sivil havacılık veya deniz ticaretine yönelmesi durumunda Türkiye'nin lojistik merkez konumu zarar görebilir. Bu nedenle Ankara'nın hem diplomatik girişimlerde bulunması hem de kriz yönetim mekanizmalarını devreye sokması bekleniyor.