İran ile İsrail arasındaki gerilim, 101 gündür devam eden çatışmaların ardından karşılıklı hava saldırılarıyla yeni bir boyuta taşındı. Tarafların birbirlerine yönelik düzenlediği hava operasyonları, bölgesel istikrarı tehdit ederken, uluslararası toplumun barış çabaları da sonuçsuz kalıyor. Çatışmaların odağında, İran'ın nükleer programı ve İsrail'in güvenlik endişeleri yer alırken, son saldırılar iki ülke arasındaki doğrudan askeri çatışma riskini artırdı.
Gelişmenin arka planı: Diplomasi yerini savaşa bırakıyor
İran ve İsrail arasındaki düşmanlık on yıllara dayanıyor. İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirme çabalarını kendi varlığına yönelik varoluşsal bir tehdit olarak görürken, Tahran yönetimi ise İsrail'i bölgedeki istikrarsızlığın başlıca kaynağı olarak nitelendiriyor. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından bölgede başlayan savaş, dolaylı olarak İran ve İsrail'i karşı karşıya getirdi.
Son 101 gün içinde, İran destekli grupların İsrail'e yönelik saldırıları ve İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine düzenlediği hava saldırıları, tansiyonu sürekli yükseltti. Bu süreçte Birleşmiş Milletler ve ABD liderliğindeki diplomatik girişimler, ateşkes sağlamakta yetersiz kaldı. Son olarak, İran'ın İsrail topraklarına doğrudan balistik füze atması ve İsrail'in de İran'ın askeri tesislerini vurması, çatışmayı doğrudan bir savaşa dönüştürdü.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu yangın yerine dönüyor
İran-İsrail savaşı, bölge ülkelerini de tehdit ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, çatışmanın genişlemesinden ve enerji arzının kesintiye uğramasından endişe ediyor. Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler gibi İran destekli grupların da çatışmalara dahil olması, savaşın bölgesel bir yangına dönüşme riskini artırıyor.
Küresel düzeyde ise ABD, İsrail'in en önemli müttefiki olarak askeri yardım sağlarken, Rusya ve Çin ise İran'la olan ilişkileri nedeniyle denge politikası izliyor. Avrupa Birliği, tarafları itidal çağrısında bulunsa da, krizi yönetmekte etkisiz kalıyor. Petrol fiyatları ise çatışmaların derinleşmesiyle yeniden tırmanışa geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail çatışması, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Türkiye, her iki ülkeyle de sınırlı ancak stratejik ilişkilere sahiptir. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik riskini artırırken, enerji fiyatlarındaki artış Türkiye ekonomisi için ek bir yük oluşturabilir. Ankara, krizin daha da derinleşmemesi için arabuluculuk girişimlerini hızlandırabilir, ancak mevcut koşullarda tarafların barışa yanaşacağına dair bir işaret bulunmamaktadır.