İran ile İsrail arasında 8 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkes, ilk kez iki ülkenin doğrudan birbirine saldırmasıyla sarsıldı. Taraflar arasında yaşanan bu yeni çatışma, ABD ile İran arasında devam eden müzakerelerin de çıkmaza girmesine neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump, taraflara itidal çağrısı yaparken İran'ı müzakere masasına dönmeye davet etti. FRANCE 24 muhabiri Noga Tarn'ın aktardığına göre, son gelişmeler Ortadoğu'da istikrarı yeniden tehdit ediyor.
Çatışmanın arka planı: Gerginlik neden tırmandı?
İran ve İsrail arasındaki gerilim, uzun süredir vekalet savaşları ve siber saldırılarla sürüyordu. Ancak nisan ayında ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda sağlanan ateşkes, bölgede geçici bir yatışma sağlamıştı. Ateşkesin ardından İran'ın nükleer programına yönelik müzakereler başlamış, ancak taraflar arasında ilerleme kaydedilememişti. İsrail, İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla kendisine yönelik tehditleri sürdürdüğünü iddia ederken, Tahran yönetimi de İsrail'in Lübnan ve Suriye'deki hedeflere yönelik saldırılarını protesto ediyordu.
Son saldırıların fitilini ateşleyen olayın, İran'ın Suriye'deki bir askeri üssüne düzenlenen hava saldırısı olduğu belirtiliyor. İsrail'in sorumluluğunu üstlenmediği bu saldırıda iki İranlı askeri danışmanın hayatını kaybettiği bildirildi. Buna karşılık İran, İsrail'in kuzeyindeki askeri mevzilere insansız hava araçlarıyla saldırı düzenledi. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, İsrail savaş uçakları Lübnan üzerinden İran hedeflerine misilleme yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut: Müzakereler akamete uğradı
İran ile ABD arasında Viyana'da yürütülen dolaylı müzakereler, bu saldırıların ardından askıya alındı. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İran'ın müzakere masasına dönmeye hazır olduğunu göstermesi gerektiği ifade edildi. Trump yönetimi, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırma sinyali verirken, Tahran yönetimi ise İsrail'in saldırganlığına karşı meşru müdafaa hakkını kullandığını savunuyor.
Bölge ülkeleri endişeyle gelişmeleri izliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunurken, Lübnan ve Suriye'deki İran destekli grupların olası bir geniş çaplı çatışmada devreye girmesinden korkuluyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, güvenlik kabinesini olağanüstü toplantıya çağırdı. Uzmanlar, iki ülke arasındaki bu doğrudan çatışmanın, bölgesel savaş riskini artırdığı uyarısında bulunuyor.
Bu gelişmeler, aynı zamanda küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3 artarak 85 doların üzerine çıktı. Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlerin güvenliği konusunda endişeler dile getiriliyor. Analistler, çatışmanın yayılması halinde küresel petrol arzında ciddi kesintiler yaşanabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail arasındaki bu gerginlik, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, hem İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürüyor hem de İsrail'le son dönemde normale dönen diplomatik temasları var. Çatışmanın derinleşmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını etkileyebilir. Ayrıca olası bir mülteci akını veya enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye ekonomisi üzerinde ek yük oluşturabilir. Bu nedenle Ankara, hem itidal çağrısı yapmakta hem de bölgesel arabuluculuk rolünü öne çıkarmaya çalışmaktadır.