İran'dan İsrail'e yönelik ilk kez Nisan ayında varılan ateşkesin ardından geniş çaplı bir füze saldırısı gerçekleştirildi. İsrail ordusu, Pazar günü hava saldırısı sirenlerinin çaldığını ve hava savunma sistemlerinin İran'dan gelen füze barajlarını durdurmaya çalıştığını duyurdu. Saldırı, Tahran'ın daha önce yaptığı tehditlerin ardından geldi ve Orta Doğu'da ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırıyı 'geniş çaplı' olarak nitelendirirken, İran'dan resmi bir açıklama henüz gelmedi.
Gelişmenin arka planı
Nisan 2024'te varılan ateşkes, İran ve İsrail arasındaki doğrudan çatışmaları sonlandırmıştı. Ancak son haftalarda tansiyon yeniden yükseldi. İran, İsrail'in Suriye'deki İran destekli güçlere yönelik saldırılarını ve nükleer programına yönelik suikast girişimlerini gerekçe göstererek misilleme tehdidinde bulunuyordu. Pazar günkü saldırı, bu tehditlerin somut bir adıma dönüştüğünü gösteriyor. İsrail, Demir Kubbe ve diğer hava savunma sistemlerini devreye sokarken, can kaybı olup olmadığı henüz netlik kazanmadı. Bölgedeki askeri kaynaklar, füze saldırılarının birkaç dalga halinde geldiğini ve bazı füzelerin havada imha edildiğini bildiriyor.
Saldırının zamanlaması da dikkat çekici: ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'ın bölge turu sırasında gerçekleşmesi, Tahran'ın diplomatik çabaları baltalamak istediği yorumlarına yol açtı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, güvenlik kabinesini acil toplantıya çağırdı. İranlı yetkililer ise saldırının 'meşru müdafaa' kapsamında olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırı, tüm Orta Doğu'yu etkileyebilecek bir tırmanma potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkeler, İran'ın bölgesel nüfuzundan endişe ediyor. ABD, İsrail'in yanında yer alacağını açıklarken, Rusya ve Çin itidale çağrıda bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı aldı. İran'ın nükleer programına yönelik endişelerin arttığı bir dönemde gerçekleşen saldırı, Tahran'ın caydırıcılık kapasitesini gösterme çabası olarak yorumlanıyor. Öte yandan, İsrail'in yanıtının boyutu belirsizliğini koruyor. Bazı analistler, İsrail'in İran'ın iç bölgelerini hedef alan bir karşı saldırı düzenleyebileceğini, bunun da geniş çaplı bir savaşa yol açabileceğini belirtiyor. Hizbullah ve diğer İran destekli grupların da çatışmaya dahil olması halinde, bölgesel bir yangın kaçınılmaz görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasında dengeli bir politika izlemeye çalışırken, bu tırmanma Ankara'yı zor bir durumda bırakıyor. Türkiye, İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, İsrail'le de son dönemde normalleşme adımları atmıştı. Doğrudan bir savaş, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik çıkarlarını tehdit edebilir; çünkü İran destekli gruplar bu bölgelerde aktif. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki olası artış, Türkiye ekonomisi için ek yük oluşturacaktır. Türkiye'nin, hem NATO müttefiki olarak İsrail'in güvenliğine duyarlılık göstermesi hem de İran'la tamamen karşı karşıya gelmekten kaçınması gerekiyor. Bu nedenle Ankara'nın, tarafları itidale çağıran diplomatik girişimlerde bulunması ve bölgesel bir krizi önlemeye çalışması bekleniyor.