İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), 1 Ekim 2023 gecesi İsrail'e yönelik geniş çaplı bir füze saldırısı başlattı. IRGC'den yapılan açıklamada, saldırının geçtiğimiz günlerde Beyrut'ta gerçekleştirilen ve 'tüm kırmızı çizgileri geçtiği' belirtilen saldırıya misilleme olduğu ifade edildi. İran yönetimi, füze yağmurunun aynı zamanda İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden kuşatmasına karşı bir 'uyarı' niteliği taşıdığını duyurdu. Saldırıda çok sayıda balistik füze kullanıldığı, bazılarının İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellendiği bildirildi. İsrail tarafı ise saldırıda can kaybı yaşanmadığını ancak bazı bölgelerde hasar meydana geldiğini açıkladı. Olay, bölgede zaten yüksek olan gerilimi daha da tırmandırdı.
Gelişmenin Arka Planı: Beyrut'tan Tahran'a Uzanan Kriz
İran'ın füze saldırısı, İsrail'in geçtiğimiz hafta Beyrut'un güneyinde düzenlediği ve Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından birini hedef aldığı iddia edilen bir saldırıya dayanıyor. İran, bu saldırıyı 'egemenliğine bir tecavüz' olarak nitelendirmiş ve misilleme tehdidinde bulunmuştu. IRGC Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, 'Beyrut'ta İran vatandaşlarına ve Devrim Muhafızları danışmanlarına yönelik saldırı, tüm kırmızı çizgileri ihlal etmiştir. Bu nedenle İsrail rejimini hedef alan bir füze operasyonu gerçekleştirilmiştir' ifadelerini kullandı.
İran'ın bu hamlesi, aynı zamanda İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşının ardından Lübnan sınırında Hizbullah ile çatışmaların yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. İsrail ordusu son haftalarda Lübnan'ın güneyinde Hizbullah mevzilerine yönelik hava saldırılarını artırmış, Hizbullah da İsrail'in kuzeyindeki yerleşimlere roketler fırlatmıştı. İran'ın doğrudan İsrail'i vurması, savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini daha da artırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Cephe mi Açılıyor?
İran'ın füze saldırısı, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. ABD, olayın hemen ardından İsrail'e destek mesajı yayınlarken, bölgedeki askeri varlığını artırma sinyali verdi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, 'İran'ın pervasız saldırısı kabul edilemez' denildi ve Tahran'a yeni yaptırımlar uygulanabileceği ima edildi. Rusya ise taraflara itidal çağrısı yaparken, Çin 'diplomatik çözüm' vurgusu yaptı.
BM Güvenlik Konseyi'nin acil olarak toplanması beklenirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri endişelerini dile getirdi. Bölge ülkeleri, İran-İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışmanın tüm Ortadoğu'yu istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, İran'ın bu saldırısı, nükleer müzakerelerde de yeni bir kırılmaya yol açabilir; Batılı ülkeler, Tahran'ı 'provokatif eylemlerine son vermeye' çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğu sınırlarına yakın bir bölgede ciddi bir krizin fitilini ateşlemiştir. Türkiye, bir yandan İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Filistin ve Lübnan davalarına verdiği destekle dengeli bir politika izlemektedir. İran'ın bu hamlesi, Ankara'nın Kafkaslar ve Ortadoğu'daki enerji koridorları açısından hayati öneme sahip bölgede istikrarın bozulmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı Afganistan ve Suriye'den gelen mülteci akınları, yeni bir savaş dalgasıyla daha da karmaşık hale gelebilir. Türk yetkililerin, tarafları sükunete davet eden bir diplomasi yürütmesi ve bölgesel barışı korumaya odaklanması beklenmektedir.