Ortadoğu'da son ayların en ciddi askeri gerilimi yaşanıyor. İran, gece saatlerinde İsrail topraklarına çok sayıda füze fırlatırken, İsrail ordusu da karşılık olarak İran'daki askeri hedefler ile stratejik öneme sahip bir petrokimya kompleksini vurdu. Bu, iki ülke arasında Nisan 2024'ten bu yana gerçekleşen ilk doğrudan askeri temas olarak kayıtlara geçti. Çatışmaların, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuz mücadelesi bağlamında daha da tırmanabileceği endişesi yaygın.
Gelişmenin Arka Planı: Yıllardır Süren Vekalet Savaşı
İran ve İsrail arasındaki düşmanlık, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana süren ideolojik bir çatışmanın parçası. İran, İsrail'in varlığını tanımıyor ve Filistin direnişini destekliyor. On yıllardır İran, Hizbullah, Hamas ve Suriye'deki milis gruplar aracılığıyla İsrail'e karşı dolaylı bir savaş yürütüyordu. Nisan 2024'te, İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği ve aralarında üst düzey İranlı komutanların da bulunduğu saldırı, Tahran'ı ilk kez doğrudan İsrail topraklarına insansız hava araçları ve füzelerle karşılık vermeye itmişti. Bu yeni saldırı dalgası, taraflar arasındaki gerginliğin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.
İran'ın bu kez farklı bir taktik izleyerek füze kullanması, hava savunma sistemlerini aşma çabası olarak değerlendiriliyor. İsrail'in ise petrokimya tesisini hedef alması, İran ekonomisine darbe vurma ve askeri endüstriye kaynak akışını kesme stratejisine işaret ediyor. Uzmanlar, bu tür hedeflerin seçilmesinin, çatışmanın sadece askeri değil, ekonomik bir boyutu da olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Büyük Güçlerin Denge Oyunu
Bu çatışma, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. ABD, İsrail'in en önemli müttefiki olarak hemen devreye girerken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri endişeli bir bekleyiş içinde. Rusya ve Çin ise taraflara itidal çağrısı yaparak kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor. İran'ın nükleer anlaşma müzakereleri ve uluslararası yaptırımlar altında olduğu bir dönemde bu saldırı, Tahran'ın elini zayıflatabilir. Öte yandan, İsrail'in bu kadar büyük çaplı bir saldırıya girişmesi, ülke içinde siyasi çalkantıların yaşandığı bir dönemde başbakanın dikkatleri dışarıya çevirme taktiği olarak da yorumlanıyor. Petrol fiyatları, çatışma haberlerinin ardından yükselişe geçti; zira İran, Körfez'deki petrol nakliyatını tehdit edebilecek bir konuma sahip. Küresel piyasalar, durumun daha da kötüleşmesinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu çatışmada iki tarafla da dengeli bir ilişki yürütmeye çalışıyor. İran ile enerji işbirliği ve PKK'ya karşı ortak mücadele konularında temas halinde olan Ankara, aynı zamanda İsrail ile Filistin meselesinde anlaşmazlık yaşıyor. Bu çatışma, Türkiye'nin bölgedeki enerji güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, savaşın yayılması halinde Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık Türkiye'ye doğrudan sıçrayabilir. Ankara'nın, hem İsrail hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, arabulucu rolü üstlenmeye çalışması muhtemel. Ancak bu tür bir gerginlikte Türkiye'nin NATO üyesi olarak ittifak yükümlülükleri ile bölgesel çıkarları arasında denge kurması zorunlu hale geliyor.