İran'da yılın başlarında düzenlenen protestolar sırasında idam cezasına çarptırılan Mahboobeh Movahedi, hapishaneden gönderdiği ses kaydında uluslararası topluma çağrıda bulunarak hayatının kurtarılmasını istedi. Hak gruplarının çarşamba günü paylaştığı sesli mesaja göre Movahedi, idam cezasıyla karşı karşıya olan diğer mahkumlar için de yardım talebinde bulundu.
Protestolar ve İdam Cezaları
İran'da 2025 yılı başlarında ekonomik sıkıntılar ve siyasi baskılar nedeniyle geniş çaplı protestolar patlak verdi. Gösteriler, hükümetin sert müdahalesiyle karşılaştı ve binlerce kişi gözaltına alındı. Yargı süreçlerinin ardından birçok kişi idam cezasına çarptırıldı. Mahboobeh Movahedi de bu kişilerden biri. İran yasalarına göre idam cezaları genellikle temyiz aşamasından sonra infaz ediliyor. Uluslararası Af Örgütü ve diğer hak örgütleri, İran'da idam cezalarının adil yargılanma olmaksızın verildiğini ve siyasi amaçlı olduğunu belirtiyor.
Movahedi'nin ses kaydında, "Beni kurtarın, burada birçok insan ölümü bekliyor. Uluslararası toplum sessiz kalmamalı" ifadelerine yer verildiği aktarıldı. Hak grupları, ses kaydının hapishane koşullarında gizlice kaydedildiğini ve dışarıya sızdırıldığını öne sürdü. İranlı yetkililerden konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
İran'da idam cezaları, özellikle protestolara katılanlar için caydırıcı bir araç olarak kullanılıyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, İran'ı idam cezalarını durdurmaya ve ifade özgürlüğüne saygı göstermeye çağırdı. Ancak Tahran yönetimi, uluslararası eleştirileri reddederek iç işlerine karışıldığını savunuyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Gerilim
Mahboobeh Movahedi'nin çağrısı, İran'daki insan hakları ihlallerine yönelik küresel tepkileri yeniden alevlendirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "İran'ın kendi halkına karşı uyguladığı şiddeti kınıyoruz. İdam cezaları derhal durdurulmalı" dedi. Avrupa Birliği de benzer bir açıklama yaparak İran'a yönelik yaptırımların gündeme gelebileceğini ima etti.
İran'da 2022'de Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan protestolar, rejimin sert müdahalesiyle bastırılmıştı. Ancak 2025 başındaki yeni dalga, ekonomik kriz ve yolsuzluk iddialarıyla tetiklendi. İran riyali tarihi düşük seviyelere geriledi, enflasyon %50'yi aştı. Halkın öfkesi, sokaklara taştı. Hükümet, gösterileri "dış güçlerin kışkırtması" olarak nitelendiriyor.
Uluslararası Af Örgütü'ne göre, 2025'in ilk altı ayında İran'da en az 200 kişi idam edildi; bunların arasında protestocular da var. Örgüt, idam cezalarının çoğunun aceleyle ve gizli yargılamalarla verildiğini belirtiyor. Movahedi'nin davası, bu sürecin sembolü haline geldi.
İran'ın nükleer programı nedeniyle zaten gergin olan Batı ile ilişkileri, insan hakları ihlalleri yüzünden daha da kötüleşebilir. Bölgede İran'ın etkisi, Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan'daki vekil gruplar aracılığıyla sürüyor. İç baskılar arttıkça, Tahran'ın dış politikada daha agresif bir tutum izleyebileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki idam cezaları ve insan hakları ihlalleri, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir insani kriz potansiyeli taşıyor. Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı paylaşıyor ve olası bir mülteci akınından endişe duyuyor. Ayrıca, İran'da istikrarsızlık, bölgesel güvenlik dengelerini bozarak Türkiye'nin enerji güvenliğini riske atabilir. Türkiye, İran'a yönelik uluslararası yaptırımlara mesafeli yaklaşsa da, insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmamalı. İkili ticaret ve enerji işbirliği sürerken, Ankara'nın diplomatik kanalları kullanarak idam cezalarının durdurulması için baskı yapması, hem bölgesel barış hem de Türkiye'nin uluslararası itibarı açısından önemli.