İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'nın Celud köyünde Tubasi ailesine ait iki evi haftalar önce gasp etti. Aile, evlerine dönüşünün yerleşimciler tarafından engellendiğini belirtiyor. Olay, bölgede artan yerleşimci şiddeti ve toprak gaspı dalgasının bir parçası olarak uluslararası kamuoyunun tepkisini çekiyor.
Olayın Arka Planı ve Yerleşimci Şiddeti
Batı Şeria'nın kuzeyindeki Celud köyü, Nablus kenti yakınlarında yer alıyor. Tubasi ailesine ait iki ev, İsrailli yerleşimciler tarafından haftalar önce işgal edildi. Aile fertleri, evlerine dönmeye çalıştıklarında yerleşimcilerin saldırısıyla karşılaştı. Görgü tanıklarına göre, yerleşimciler evlerin çevresinde barikatlar oluşturdu ve aileyi tehdit etti. İsrail güvenlik güçlerinin olaya müdahale etmediği, hatta bazı durumlarda yerleşimcilere eşlik ettiği iddia ediliyor.
Bu olay, son aylarda Batı Şeria genelinde artan yerleşimci saldırıları zincirinin son halkası. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023'ün başından bu yana yerleşimci şiddeti olaylarında %70'in üzerinde artış kaydedildi. Yüzlerce Filistinli, evlerini terk etmek zorunda kaldı; binlerce dönüm arazi yerleşimciler tarafından ele geçirildi. Uluslararası toplum, İsrail'i yerleşimci şiddetini durdurmaya çağırsa da, cezasızlık ortamı sürüyor.
Tubasi ailesi, gasp edilen evlerinde yaşayan üçüncü kuşak. Aile, dedelerinden kalan topraklarda tarım yaparak geçimini sağlıyordu. Yerleşimcilerin evleri işgal etmesiyle birlikte aile, komşu köylerdeki akrabalarının yanına sığındı. Aile avukatları, İsrail mahkemelerine başvuruda bulundu ancak henüz bir sonuç alınamadı. İsrail yasaları, Filistinlilerin mülk haklarını korumakta yetersiz kalıyor; yerleşimciler genellikle devlet desteğiyle hareket ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, sadece Filistin-İsrail çatışmasının bir yönü değil; aynı zamanda bölgesel istikrarı tehdit eden bir unsur. Son haftalarda yaşanan olaylar, uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı. Avrupa Birliği, ABD ve Birleşmiş Milletler, İsrail'i yerleşimci şiddetini durdurmaya ve sorumluları yargı önüne çıkarmaya çağırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Yerleşimci şiddeti kabul edilemez ve İsrail'in kendi güvenliğine de zarar veriyor" açıklamasında bulundu. Ancak İsrail hükümeti, yerleşimci saldırılarını "aşırılık yanlısı unsurlar" olarak nitelendirip, geniş çaplı bir önlem almakta isteksiz davranıyor.
Uluslararası Kriz Grubu'nun raporuna göre, yerleşimci şiddeti Filistin yönetimini zayıflatıyor ve iki devletli çözüm ihtimalini ortadan kaldırıyor. Batı Şeria'da artan gerilim, Gazze Şeridi'ndeki çatışmalarla birleştiğinde, Orta Doğu'da yeni bir istikrarsızlık dalgasına yol açabilir. Özellikle Ürdün ve Mısır gibi komşu ülkeler, yerleşimci saldırılarının kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor. Ayrıca, İsrail'in yerleşim politikası, Arap ülkeleriyle normalleşme sürecini de baltalıyor.
Filistin yönetimi, olayı Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıma hazırlığında. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, "Yerleşimci şiddeti bir savaş suçudur ve failleri hesap verecek" dedi. İsrail ise, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımadığını yineledi. Bu durum, uluslararası hukukun uygulanmasındaki açmazı gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Son olay, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini güçlendirebilir; Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında konuyu gündeme taşıyabilir. Ayrıca, artan gerilim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki enerji ve güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir. Türkiye, Filistinli mültecilere insani yardım sağlarken, İsrail ile ilişkilerinde denge gözetmeye devam ediyor.