İran, Umman ile Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin bir anlaşmanın son aşamalarında olduğunu açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise anlaşmanın günler içinde duyurulabileceğini belirterek, küresel deniz ticareti ve aylardır süren çatışmalar üzerinde ağır bir yük oluşturan ablukanın hafifletilebileceğine dair umutları artırdı.
Anlaşmanın Arka Planı
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, başkent Tahran'da yaptığı açıklamada, Umman ile yürütülen müzakerelerin “son aşamaya” geldiğini ve tarafların “önemli ilerleme” kaydettiğini söyledi. Bakan, anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nda serbest navigasyonun sağlanması ve bölgede gerilimin düşürülmesi amacını taşıdığını ifade etti.
ABD Başkanı Trump ise Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran ve Umman arasında bir anlaşmanın çok yakında açıklanabileceğini düşünüyorum. Bu büyük bir kazanım olur. Bakalım ne olacak.” dedi. Başkan, anlaşmanın ayrıntıları hakkında bilgi vermedi ancak “çok iyi bir anlaşma” olacağını öne sürdü.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne açılan tek su yolu olup, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Boğazın güvenliği, küresel enerji piyasaları ve uluslararası ticaret için kritik öneme sahip. Son aylarda bölgede yaşanan gerginlikler, tanker geçişlerini tehdit etmiş ve nakliye maliyetlerinin artmasına neden olmuştu.
İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı üzerinde yaşanan sürtüşme, 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımların yeniden uygulanmasıyla tırmanmıştı. İran, 2019'da Boğaz'da bir dizi tankere el koymuş ve uluslararası sularda güvenlik tehditleri oluşturmuştu. Bu yılın başlarında ise İran destekli Husilerin Yemen'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırması, bölgede durumu daha da istikrarsızlaştırmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Uzmanlar, Hürmüz'deki bu anlaşmanın yalnızca İran-Umman ilişkilerini değil, aynı zamanda bölgedeki güç dengelerini de etkileyebileceğini belirtiyor. Umman, tarihsel olarak tarafsız ve arabulucu bir ülke olarak bölgesel anlaşmazlıklarda köprü görevi görmüştür. Bu rol, Umman'ı hem Batı hem de İran nezdinde güvenilir bir müzakereci konumuna getirmiştir.
Anlaşmanın, İran ile Batı arasında kapsamlı bir diyaloğun kapısını aralayıp aralamayacağı ise merak konusu. ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikası, Tahran yönetimini ekonomik olarak köşeye sıkıştırmış ve nükleer müzakereleri çıkmaza sokmuştu. Umman'ın arabuluculuğu, dolaylı görüşmeler için bir zemin hazırlayabilir. Ayrıca, bu gelişme, Körfez ülkelerinin İran'la diyalog çabalarıyla da örtüşüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, son yıllarda İran'la ilişkileri normalleştirme adımları atmıştı.
Küresel piyasalar ise bu gelişmeyi dikkatle izliyor. Brent petrol fiyatları, haberin ardından küçük düşüşler kaydetti. Yatırımcılar, Boğaz'ın güvenliğinin sağlanmasının enerji arzını istikrara kavuşturabileceğini ve fiyatlar üzerinde baskıyı azaltabileceğini değerlendiriyor. Ancak, anlaşmanın ne zaman ve hangi şartlarda imzalanacağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik durumundan doğrudan etkileniyor. Boğaz'ın açık ve güvenli olması, Türkiye'nin enerji arz güvenliği için kritik. İran-Umman anlaşmasının gerçekleşmesi, bölgedeki gerilimi azaltabilir ve dolayısıyla Türkiye'nin enerji maliyetleri üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik girişimleri destekliyor; bu anlaşma, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki gerilimlere de bir model oluşturabilir. Ancak anlaşmanın ayrıntıları ve uygulanması belirsizliğini koruyor; Türkiye'nin bu süreci yakından izlemesi ve bölgesel çıkarlarını koruyacak şekilde pozisyon alması bekleniyor.