Veda Partners Ekonomik Politika Araştırmaları Direktörü Henrietta Treyz, Bloomberg Surveillance programında yaptığı değerlendirmede, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü savaş sonrası dönemde de sürdüreceğini öne sürdü. Treyz, bu durumun küresel petrol arzı ve fiyatları üzerindeki etkilerini ele alırken, NATO'nun gelecek zirvesinde alınması beklenen kararların da bölgesel dengeleri nasıl şekillendirebileceğine dikkat çekti. Analist, Tahran yönetiminin stratejik konumunu kaybetmeyeceğini ve bu nedenle uluslararası toplumun İran'la diyalog kanallarını açık tutması gerektiğini vurguladı.
Arka Plan: Hürmüz Boğazı ve Küresel Enerji Güvenliği
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, stratejik önemi nedeniyle sıklıkla jeopolitik gerilimlerin odağında yer alıyor. Treyz, İran'ın bu boğaz üzerindeki fiili kontrolünü kaybetmeyeceğini belirterek, “Askeri müdahaleler veya yaptırımlar kısa vadede İran'ı zayıflatabilir, ancak uzun vadede Tahran bölgedeki varlığını koruyacak kadar esnek” dedi. Analiste göre, savaş sonrası dönemde İran'ın petrol ihracatını sürdürebilmesi, küresel petrol fiyatlarının istikrarı açısından kritik.
Treyz ayrıca, NATO'nun önümüzdeki zirvesinde ele alınması beklenen konulara da değindi. Zirvede, İran'ın nükleer programı ve bölgesel politikalarının yanı sıra, boğaz güvenliğine ilişkin ortak bir tutum belirlenmesi bekleniyor. Ancak Treyz, ittifakın bu konuda somut adımlar atmakta zorlanacağını, çünkü üye ülkelerin enerji güvenliği konusunda farklı önceliklere sahip olduğunu ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Jeopolitik Riskler
Henrietta Treyz, İran'ın Hürmüz'deki kontrolünün devam etmesinin petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratacağını öngörüyor. Analist, “Piyasalar bu belirsizliği fiyatlamakta zorlanıyor. Herhangi bir çatışma senaryosunda Brent petrolün varil fiyatı kısa sürede 100 doların üzerine çıkabilir” uyarısında bulundu. Treyz, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölgesel oyuncuların üretim artışıyla dengeyi sağlamaya çalışsa da, İran'ın boğazdaki etkinliğinin bu çabaları sınırladığını savundu.
Uzman, Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçıların İran'la dolaylı ticareti sürdüreceğini, bu nedenle yaptırımların tam anlamıyla başarılı olamayacağını belirtti. Treyz'e göre, Tahran yönetimi Çin başta olmak üzere alternatif pazarlar bularak ekonomik baskıyı hafifletebilir. Bu durum, ABD'nin İran'ı izole etme politikasını zora sokarken, bölgedeki güç dengelerini de yeniden şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarla yakından ilgili. Boğazın kontrolünün İran'da kalması, kısa vadede Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından risk oluşturmazken, olası bir gerilimde fiyat artışları Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ankara, İran'la enerji ve güvenlik alanlarında iş birliğini sürdürürken, NATO içinde de boğazın serbest geçişini garanti altına alacak dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Treyz'in analizi, Türkiye'nin bölgesel güç dengelerindeki konumunu korumak için İran'la diyalog kanallarını açık tutması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.