İran'ın başmüzakerecisi, Hürmüz Boğazı'nın 60 günlük bir sürenin ardından 'savaş öncesi koşullarına dönmeyeceğini' belirterek, stratejik su yolundan geçen gemilere ücret uygulanacağını duyurdu. Bu açıklama, ABD ve İran cumhurbaşkanlarının ateşkes anlaşmasını uzatan bir mutabakat zaptı imzalamasının hemen ardından geldi. Anlaşma, iki ülke arasındaki son haftalarda tırmanan gerilimi düşürmeyi hedefliyor. Guardian'ın aktardığına göre, anlaşma metninde tarafların 'bölgesel istikrarı sağlama' taahhüdü yer alıyor.
Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve yeni düzenleme
İran Başmüzakerecisi Ali Rıza Enayeti, Tahran'da düzenlediği basın toplantısında, '60 günlük geçiş döneminin ardından Hürmüz Boğazı savaş öncesi statüsüne dönmeyecek' dedi. Enayeti, boğazdan geçen tüm ticari ve askeri gemilere 'geçiş ücreti' uygulanacağını, bu ücretin tonaj ve yük türüne göre değişeceğini belirtti. İran, bu adımı uluslararası deniz hukuku çerçevesinde egemenlik hakkı olarak nitelendiriyor. Söz konusu düzenleme, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunda yeni bir gerilim kaynağı olarak görülüyor.
ABD-İran barış anlaşması ve tepkiler
ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Zürih'te bir araya gelerek iki ülke arasındaki 60 günlük ateşkesi uzatan bir mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, nükleer program ve bölgesel güvenlik konularında tarafların 'yapıcı diyaloğa' devam etmesini öngörüyor. İsrail ve Suudi Arabistan'dan temkinli tepkiler gelirken, Uluslararası Enerji Ajansı, anlaşmanın petrol piyasalarında kısa vadede istikrar sağlayabileceğini belirtti. Ancak İran'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin yeni uygulamasının, anlaşmanın ruhuyla çeliştiği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti uygulaması, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir risk oluşturuyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü bu boğazdan geçen tankerlerle karşılıyor. Olası bir geçiş ücreti artışı veya gecikme, enerji maliyetlerini yükseltebilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın bu hamlesi, bölgede deniz güvenliğine ilişkin yeni bir tartışma başlatabilir. Türkiye'nin, hem enerji arz güvenliği hem de deniz ticareti açısından, boğazın statüsündeki değişiklikleri yakından takip etmesi ve uluslararası hukuk çerçevesinde pozisyon alması bekleniyor.