İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda ABD'nin önerdiği güvensiz rotayı kullanan iki geminin kaza yaptığını, diğer iki geminin ise seyrine devam etmesinin engellendiğini duyurdu. İran resmi haber ajansı IRNA'da yer alan açıklamada, gemilerin ABD'nin 'güvensiz ve tehlikeli' olarak nitelendirdiği bir rotayı kullanmaya çalıştığı belirtildi. Olayın, İran'ın egemenlik haklarını ihlal eden bir girişimin önlendiğini gösterdiği vurgulandı. Bu gelişme, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik boğazda tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dar bir su yoludur ve küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. İran, defalarca boğazın kontrolünü elinde tuttuğunu ve 'düşmanca' gördüğü gemilere geçiş izni vermeyeceğini belirtmiştir. ABD ise Uluslararası Deniz Hukuku çerçevesinde boğazda serbest geçiş hakkını savunmaktadır. Son olayda, Devrim Muhafızları'nın açıklamasına göre, ABD'nin önerdiği rota, gemileri mayınlı veya sığ sulara yönlendirerek risk oluşturmuştur. İran yönetimi, bu tür eylemleri 'korsanlık' olarak nitelendirmekte ve uluslararası denizcilik kurallarını ihlal ettiğini savunmaktadır.
Geçtiğimiz aylarda da benzer olaylar yaşanmış; İran, birkaç tankere el koymuş veya durdurmuştu. 2019'da İngiliz bayraklı Stena Impero tankerine el konulması, uluslararası krize yol açmıştı. Bu kez olayın 'kaza' olarak nitelendirilmesi, İran'ın doğrudan bir askeri müdahaleden kaçınma eğilimini gösterebilir. Ancak ABD tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Uzmanlar, bu tür olayların bölgede yanlış hesaplamalara ve tırmanmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir kriz, küresel petrol fiyatlarını doğrudan etkilemektedir. Brent petrolün varil fiyatı, bu haberin ardından kısa süreli bir yükseliş yaşadı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak gibi büyük petrol ihracatçıları için boğazın güvenliği hayati önem taşımaktadır. ABD, bölgedeki müttefiklerini korumak amacıyla 2020'de kurduğu Uluslararası Deniz Güvenliği İttifakı'nı (IMSC) güçlendirmeye çalışmaktadır. İran ise bu ittifakı 'bölge dışı güçlerin müdahalesi' olarak görmekte ve kendi güvenlik çerçevesini dayatmaya çalışmaktadır. Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçıları da boğazın serbest kullanımından yana olsa da, İran'la ticari ilişkilerini sürdürmektedir. Bu olay, uluslararası deniz ticaretinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koymuş; lojistik ve sigorta şirketleri alternatif rotalar arayışına girmiştir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal etmekte ve bu ithalatın önemli bir kısmı Basra Körfezi ülkelerinden sağlanmaktadır. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir gerginlik, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit edebilir. Ayrıca Türkiye, İran'la komşu olması ve bölgesel enerji koridorları (örneğin Türk Akımı) nedeniyle dolaylı etkilere açıktır. NATO üyesi olarak ABD'nin bölgedeki deniz güvenliği operasyonlarına destek vermesi beklenirken, İran'la ekonomik ve diplomatik ilişkilerini de dengelemek zorundadır. Boğazdaki herhangi bir kriz, Türkiye'yi hem lojistik hem de diplomatik açıdan zorlayıcı bir pozisyona sokabilir.