İran'ın üst düzey müzakerecisi, Tahran'ın son tur çatışmalarda Amerikan savaş gemilerini hedef almasının ardından daha güçlü bir yanıt tehdidinde bulundu ve yakın günlerde Hürmüz Boğazı yakınında 'yasak bölge' ilan edileceğini açıkladı. Bu açıklama, Basra Körfezi'nde tansiyonun son yılların en yüksek seviyesine çıktığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın nükleer müzakerelerdeki baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani, yaptığı yazılı açıklamada, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına karşı "daha etkili ve sert" bir yanıt vereceklerini belirtti. Kani, "Düşmanın herhangi bir aptalca hamlesine, onların pişman olacağı bir karşılık verilecektir" ifadelerini kullandı. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alireza Tangsiri ise Hürmüz Boğazı'nda "yakında ilan edilecek yasak bölgenin" tüm yabancı savaş gemileri için geçerli olacağını söyledi. Tangsiri, "Bu bölgeye giren her yabancı gemi, İran'ın meşru savunma hakkı kapsamında hedef alınacaktır" dedi. İran'ın bu adımı, geçtiğimiz hafta Basra Körfezi'nde ABD Donanması'na ait bir destroyerin İran'a ait insansız hava araçlarını düşürmesi ve İran Devrim Muhafızları'na bağlı hızlı botların ABD savaş gemilerine yaklaşması sonrasında geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), olayda İran'a ait iki İHA'nın "tehdit oluşturduğu" gerekçesiyle vurulduğunu açıklamıştı. İran ise İHA'ların rutin keşif görevi yaptığını ve uluslararası hukuka aykırı şekilde düşürüldüğünü savunmuştu. Taraflar arasındaki bu son gerilim, 2020'de ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesinden bu yana en ciddi çatışma olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. İran'ın burada yasak bölge ilan etmesi, küresel enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini artırabilir. Son haftalarda Brent petrol fiyatları, Orta Doğu'daki gerilimin etkisiyle varil başına 90 doların üzerine çıkmış durumda. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), bölgedeki ticari gemilere yönelik riskin arttığı uyarısında bulundu. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü, İran'ın tehditlerini "ciddiye aldıklarını" ve bölgedeki askeri varlıklarını koruma altına aldıklarını belirtti. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada ise "İran'ın uluslararası sularda yasadışı kısıtlamalar ilan etme hakkı yoktur" denildi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifak üyelerinin enerji güvenliğinin korunması için hazır olduklarını söyledi. Çin ve Rusya'dan ise tansiyonu düşürme çağrıları geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Taraflar provokasyondan kaçınmalı ve diyalog yoluyla sorunları çözmelidir" açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Tek taraflı adımlar bölgesel istikrarı tehlikeye atar" dedi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İran'ın adımını "endişe verici" olarak nitelendirdi ve tarafları itidal davet etti. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin aslında müzakere masasında elini güçlendirme amaçlı bir taktik olabileceğini, ancak yanlış hesaplama sonucu sıcak çatışmaya yol açma riski taşıdığını belirtiyor. Uluslararası Kriz Grubu'nun Orta Doğu uzmanı Ali Vaez, "İran, Hürmüz'deki kartını her oynadığında ABD'nin sert yanıtıyla karşılaşıyor. Bu kez de benzer bir tırmanma döngüsü riski var" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan İran'ın nükleer programına ilişkin Viyana görüşmeleri de askıya alınmış durumda. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 saflık seviyesine çıkarmış, bu da silah üretimine çok yakın bir eşik olarak kabul ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar üzerindeki etkilerini yakından takip ediyor. Türkiye'nin petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmı Basra Körfezi üzerinden sağlanıyor; Boğaz'da yaşanacak bir kesinti veya fiyat artışı, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile diplomatik ilişkilerini sürdürürken ABD ile de müttefiklik bağını koruyor. Bu nedenle Ankara'nın, taraflar arasında denge gözeterek tansiyonun düşürülmesi çağrısı yapması ve olası bir çatışmada arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir. Bölgede sıcak bir çatışma, Türkiye'nin güvenlik çevresini de doğrudan etkiler.