İran Savunma Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş kurallarına uymayan her türlü deniz taşımacılığı girişimine 'kararlı bir şekilde' yanıt verileceğini duyurdu. Resmi haber ajansı IRNA'ya göre, sözcü General Ahmed Rıza Pour, savaş gemileri de dahil olmak üzere tüm gemiciliğin, boğazın güvenliği için belirlenen protokollere uyma zorunluluğu olduğunu belirtti. Açıklama, uluslararası denizcilik topluluğunda gerginliğe yol açarken, özellikle Basra Körfezi'nden geçen küresel petrol tedarikinin yüzde 20'sinden fazlasını oluşturan bu dar su yolunun stratejik önemini bir kez daha hatırlattı.
Hürmüz Boğazı'nda artan gerginlik ve İran’ın tutumu
Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan ve dünya petrolünün yaklaşık yüzde 21'inin geçtiği kritik bir nokta. Son haftalarda İran ile ABD arasında tırmanan söylev savaşı, boğazda olası bir askeri çatışma endişesini artırdı. Tahran yönetimi, 'İslami emirler' ve kendi güvenlik protokollerini ihlal eden gemilere karşı 'kesin ve caydırıcı' tedbirler alacağını belirtirken, İran Devrim Muhafızları'nın yeni deniz tatbikatları bu uyarıyı somutlaştırdı. Açıklamanın hemen ardından uluslararası petrol fiyatları yüzde 3,5 oranında yükselişle varil başına 85 doların üzerine çıktı. Analistler, bu gelişmelerin küresel enerji piyasalarında dalgalanmayı artırabileceğine dikkat çekiyor.
İran'ın savaş gemilerine yönelik uyarısı, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerini tedirgin ediyor. Bölgede mevcut olan ABD Beşinci Filosu, deniz güvenliği ve geçiş özgürlüğünü garanti altına almak için olağan devriyelerini sürdürüyor. İran'ın tutumu, uluslararası hukuk bağlamında da tartışma yaratıyor; bazı Batılı yetkililer, Tahran'ın boğazı askeri bir araç olarak kullanmaya çalıştığını ifade ediyorlar.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir tırmanma, yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomiyi de tehdit ediyor. Dünya petrolünün büyük bir kısmı buradan geçtiği için, boğazın kapatılması veya güvenliğinin tehlikeye girmesi halinde fiyatların rekor seviyelere çıkması beklenebilir. Benzer bir kriz 2019'da bir İngiliz tankerinin alıkonulması ve 9 ay süren gerginlikler ile yaşanmıştı. O dönemde İran'ın boğazda provokasyonları, uluslararası koalisyon tarafından oluşturulan deniz güvenlik ekibi ile yanıtlanmıştı.
Çin, Japonya ve Hindistan gibi büyük enerji ithalatçıları da gelişmeleri yakından izliyor. Pekin yönetimi, bu hafta yaptığı bir açıklamada tüm tarafları itidal ve diyaloğa çağırdı. Öte yandan İran'ın nükleer programından kaynaklanan Batı ile gerilim, boğazdaki pozisyonunu daha da karmaşıklaştırıyor. ABD'nin yeni yaptırım dalgaları ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin raporlar, Tahran'ı daha saldırgan bir dış politikaya itebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki krizden doğrudan etkilenebilir. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açık üzerinde baskı yaratırken, İran ile Karadeniz'de ve Akdeniz'de artan deniz ticareti faaliyetleri de güvenlik riski taşıyor. Boğazın olası bir kapanması halinde Türkiye, enerji maliyetlerinin yanı sıra gıda ve hammadde tedarikinde de aksamayla karşılaşabilir. Ayrıca, İran'ın sert tutumu, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji sağlayıcılarını çeşitlendirme çabalarını zorlaştırabilir. Ankara, bu noktada hem Tahran ile diyaloğu sürdürmeli hem de boğazda serbest geçiş hakkının güvence altına alınması için uluslararası girişimleri desteklemelidir.