İran, ABD ve İsrail'in artan ihlalleri karşısında stratejik Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararı aldı. İran Devrim Muhafızları'na bağlı Hatam el-Enbiya Karargahı, kararın gerekçesi olarak ABD'nin "açık güven ihlali ve taahhütlerini yerine getirmemesi"ni gösterdi. Açıklamada, özellikle İran'la yapılan savaşı sona erdirme mutabakatının 1. maddesinin uygulanmamasına vurgu yapıldı. Bu madde, ABD'nin İran'a yönelik düşmanca tutumunu sonlandırmasını öngörüyordu. İranlı yetkililer, son haftalarda ABD savaş gemilerinin boğazda provokatif manevralar yaptığını ve İsrail'e ait insansız hava araçlarının İran hava sahasını ihlal ettiğini belirtti. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir geçiş noktası olarak küresel enerji güvenliği için hayati önem taşıyor.
Gelişmenin arka planı: Anlaşma ihlalleri ve askeri gerilim
İran'ın açıklaması, ABD'nin 2015 nükleer anlaşmasından (JCPOA) tek taraflı çekilmesinin ardından giderek artan bir gerilimin parçası olarak değerlendiriliyor. Hatam el-Enbiya Karargahı, ABD'nin 1. maddeyi uygulamayarak "savaş ortamını sürdürdüğünü" ve İran'ın egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunuyor.
İran Devrim Muhafızları, deniz kuvvetlerinin Hürmüz Boğazı'nda ABD ve İsrail gemilerine yönelik tacizlerinin arttığını ve üç ABD savaş gemisinin son bir ayda boğazdan geçişi sırasında İran karasularına girme girişiminde bulunduğunu iddia ediyor. Ayrıca, İsrail'e ait olduğu belirtilen iki insansız hava aracının 25 Mart'ta Basra Körfezi üzerinde İran hava sahasına girdiği ve Tahran'ın bu araçları düşürdüğü bildirildi.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise, "ABD'nin taahhütlerini yerine getirmemesi, bölgede güvenliğin sağlanmasını imkansız kılıyor. Boğazın kapatılması son çare olarak masada" ifadelerini kullandı. Ancak resmi kararın henüz uygulamaya konulmadığı, öncelikle diplomatik yollarla çözüm aranacağı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve enerji krizi riski
Hürmüz Boğazı'nın olası kapatılması, küresel petrol piyasalarında şimdiden dalgalanmaya neden oldu. Brent petrol fiyatları haberin ardından yüzde 3'ün üzerinde artışla varil başına 85 doları aştı. Analistler, boğazın kapanması halinde arz kesintilerinin petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıyabileceğini öngörüyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), acil durum çağrısı yaparak üye ülkelerin stratejik petrol rezervlerini kullanmaya hazır olmaları gerektiğini bildirdi. Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri ise İran'ın bu hamlesine karşı çıkarak, boğazın serbest geçişinin uluslararası hukukun bir gereği olduğunu vurguladı. ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM), boğazda seyrüsefer serbestisini sağlamak için müttefiklerle birlikte hareket edeceklerini açıklarken, İran ise bu tür bir müdahaleyi "savaş nedeni" sayacağını duyurdu.
Bölgede yaşanan bu gerilim, aynı zamanda Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçılarını da endişelendiriyor. İran'ın Çin'e petrol satışının yanı sıra, Asya ülkelerinin enerji arz güvenliği doğrudan boğazın açık olmasına bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden sağladığı için Hürmüz Boğazı'nın kapatılması doğrudan etkiler yaratabilir. Kriz, Türkiye'nin enerji faturasını artırmanın yanı sıra, akaryakıt ve doğalgaz fiyatlarına da yansıyabilir. Ancak Türkiye'nin son yıllarda enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikası (Karadeniz gazı, yenilenebilir enerji yatırımları) bu riski bir ölçüde sınırlayabilir. Diplomatik açıdan ise Türkiye, hem İran hem de ABD ile ilişkilerini dengeleyerek arabulucu rolü üstlenmeye çalışabilir. Bölgesel güvenlik açısından boğazın kapanması, Türkiye'nin Katar ve Umman gibi müttefikleriyle deniz ticaretini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın gelişmeleri yakından izlediği ve krize diplomatik çözüm arayışlarını desteklediği değerlendiriliyor.