İran, 4 Ocak 2025 Cumartesi günü yaptığı sürpriz açıklamayla, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı “ikinci bir duyuruya kadar” tüm deniz trafiğine kapattığını duyurdu. Devlete ait IRIB Haber Ajansı'nın geçtiği haberde, İranlı yetkililerin kararı “yabancı güçlerin bölgedeki müdahalesi sona erene kadar” yürürlükte tutacakları belirtildi. Basra Körfezi'ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. Uzmanlar, bu hamlenin küresel enerji piyasalarında şok dalgaları yaratabileceği ve petrol fiyatlarını tarihi seviyelere taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.
Krizin Perde Arkası: Tahran'ın Stratejik Hamlesi
İran'ın bu hamlesi, son haftalarda artan askeri gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD ve müttefiklerinin bölgedeki deniz devriyelerini artırmasına tepki gösteren Tahran yönetimi, geçtiğimiz haftalarda ABD'nin 5. Filosu'na bağlı savaş gemilerine karşı söylemlerini sertleştirmişti. İran Devrim Muhafızları'na bağlı Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Alirıza Tangsiri, yaptığı açıklamada “Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, İran'ın ulusal güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Herhangi bir dış müdahale, boğazın kapanmasına yol açacaktır” demişti.
Boğazın kapatılması, uluslararası hukuk açısından da tartışma yaratıyor. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) göre, boğazlardan geçiş serbestisi temel bir ilke olarak kabul ediliyor. İran, 1982 tarihli sözleşmeye taraf olmasa da, uluslararası teamül hukuku kapsamında bu kuralın geçerli olduğu yorumu yapılıyor. Enerji uzmanı Dr. Mehmet Gül, “İran'ın bu adımı, aslında bir blöf olabilir ancak pratikte boğazı tamamen kapatmak, İran'ın lojistik ve diplomatik kapasitesini zorlayacak bir hamle. Tahran'ın asıl amacı, uluslararası toplumu müzakere masasına çekmek olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Arzı Tehlikede
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, başta Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar olmak üzere Körfez ülkelerinin ham petrol ihracatını doğrudan etkiliyor. Günde yaklaşık 17 milyon varil petrolün geçtiği boğaz, aynı zamanda sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin de önemli bir geçiş noktası. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, boğazdan geçen petrolün büyük kısmı Asya pazarlarına, özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore'ye gidiyor. Bu ülkeler, enerji arz güvenlikleri konusunda derhal harekete geçmeye başladı.
Petrol piyasaları, haberin duyulmasının ardından sert yükseliş kaydetti. Brent petrolün varil fiyatı, işlem gördüğü borsalarda yüzde 8 artışla 95 doların üzerine çıktı. Analistler, eğer kriz uzarsa petrol fiyatlarının 120 doları aşabileceğini belirtiyor. ABD, İngiltere ve Fransa, İran'ı uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayarak acil bir BM Güvenlik Konseyi toplantısı talebinde bulundu. Suudi Arabistan ise, kendi deniz gücüyle boğazı yeniden açmak için seçenekleri değerlendirdiğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, dolaylı etkileri ciddi boyutlara ulaşabilir. Türkiye, ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 30'unu Irak ve İran'dan yapıyor. Boğazın kapanması, bu ülkelerden yapılan sevkiyatları alternatif kara yollarına yönlendirebilir veya tamamen durdurabilir. Ayrıca, küresel petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın konuyu yakından izlediği ve alternatif tedarik kaynakları (Rusya, Cezayir, Nijerya gibi) ile görüşmeleri hızlandırdığı öğrenildi. Bölgesel anlamda ise, İran'ın bu hamlesi Türkiye'nin dostane ilişkiler yürüttüğü Körfez ülkeleriyle ticaretini sekteye uğratabilir. Sonuç olarak, gelişme sadece enerji güvenliği değil, aynı zamanda Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumu açısından da ince ayar yapılmasını gerektiren bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.