İran, Basra Körfezi'nin girişinde yer alan stratejik Hürmüz Boğazı'nda ABD'nin uyguladığı deniz ablukasınıBirleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşıdı. Tahran yönetimi, Washington'ın bölgedeki askeri varlığını artırarak uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor ve BM'den ablukanın kınanmasını talep ediyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği boğazdaki gerilim, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açarken, bölgesel güvenlik endişelerini de derinleştiriyor.
ABD'nin Hürmüz Politikası ve İran'ın Tepkisi
ABD, son aylarda Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğini gerekçe göstererek askeri gemilerini ve devriye uçaklarını konuşlandırdı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bu varlığın "kışkırtıcı" olduğunu ve bölgede serbest dolaşım ilkesini ihlal ettiğini belirtti. Tahran, BM'ye sunduğu şikayette, ABD'nin 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı davrandığını öne sürüyor. İran ayrıca, ablukanın kendi ticari gemilerini ve petrol ihracatını olumsuz etkilediğini, bunun da ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini vurguluyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir kesintinin küresel petrol arzında ciddi sıkıntı yaratacağına dikkat çekiyor.
ABD yönetimi ise İran'ın bölgedeki "yıkıcı faaliyetlerini" engellemek için bu önlemleri aldığını savunuyor. Washington, özellikle İran'ın desteklediği Husi isyancılarının Kızıldeniz'deki saldırılarına atıfta bulunarak, deniz yollarının güvenliğinin kendi sorumluluğunda olduğunu belirtiyor. Ancak İran, bu gerekçeyi "bahane" olarak nitelendiriyor ve ABD'nin bölgede askeri üstünlük sağlamaya çalıştığını ileri sürüyor.
BM'ye Çağrı ve Uluslararası Tepkiler
İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne yaptığı başvuru, uluslararası toplumun dikkatini bölgeye çekmeyi amaçlıyor. Tahran, BM'den ABD'nin eylemlerini kınayan bir karar çıkmasını ve olası bir askeri çatışmanın önlenmesi için arabuluculuk yapmasını istiyor. Şu ana kadar BM'den resmi bir açıklama gelmedi, ancak diplomatik kaynaklar, bazı Güvenlik Konseyi üyelerinin konuyu görüşmeye açık olduğunu belirtiyor. Rusya ve Çin'in, ABD'nin bölgedeki tek taraflı adımlarına karşı çıkması bekleniyor. Avrupa Birliği ise taraflara itidal çağrısı yapmakla yetindi. Uzmanlar, BM'den İran lehine bir karar çıkmasının zor olduğunu, zira ABD'nin veto yetkisine sahip olduğunu hatırlatıyor.
Bölge ülkeleri ise endişeli. Suudi Arabistan ve BAE, Hürmüz'deki istikrarsızlığın kendi ekonomilerini de vuracağını bilerek, taraflar arasında diyalog çağrısı yapıyor. Irak ve Katar gibi ülkeler ise arabuluculuk için devreye girebileceğini sinyalini verdi. Ancak şu ana kadar somut bir girişim yok.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bir geçit olarak küresel enerji güvenliğinin can damarı. Herhangi bir abluka veya çatışma, petrol fiyatlarında ani sıçramalara neden olabilir. Son günlerde Brent petrolün varil fiyatı, artan gerilimle birlikte yüzde 3'ün üzerinde değer kazandı. Uluslararası Enerji Ajansı, piyasaların yakından izlendiğini ve arz güvenliği konusunda hazırlıklı olunması gerektiğini bildirdi. Öte yandan, deniz taşımacılığı şirketleri, Hürmüz'deki riskler nedeniyle rotalarını değiştirme veya ek sigorta primi ödeme seçeneklerini değerlendiriyor.
Askeri açıdan ise ABD'nin bölgedeki varlığı, İran'ın "asimetrik savaş" kapasitesiyle dengelenmeye çalışılıyor. İran, hızlı botlar, mayınlar ve kıyı savunma sistemleriyle boğazı gerektiğinde kapatabileceği mesajını veriyor. Bu durum, olası bir çatışmanın geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşme riskini artırıyor. NATO ve ABD Merkez Komutanlığı, bölgedeki hareketliliği yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin doğrudan tarafı olmasa da, enerji ithalatının büyük bölümünü bu bölgeden karşıladığı için gelişmeleri yakından izliyor. Petrol fiyatlarındaki olası bir artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ABD arasında denge politikası yürütürken, bölgesel istikrarın bozulmasından endişe duyuyor. Ankara, diplomatik kanalları kullanarak tarafları diyaloğa teşvik edebilir. Hürmüz'deki bir abluka, Türk deniz ticaretini de dolaylı yoldan etkileyerek lojistik maliyetleri artırabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, BM nezdinde barışçıl çözüm çağrılarını desteklemesi ve enerji arz güvenliği için alternatif kaynakları çeşitlendirmesi kritik önem taşıyor.