İran, Basra Körfezi ile Umman Denizi'ni birbirine bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda son dönemde artan gerilimi azaltmak amacıyla boğazın yedi gün içinde yeniden açılmasını öngören bir plan önerdi. Orta Doğu merkezli haber sitesi Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan bilgiye göre, Tahran yönetimi, boğazdaki seyrüsefer güvenliğini yeniden tesis etmek için uluslararası topluma somut bir takvim sundu. Planın ayrıntıları henüz netleşmemekle birlikte, İran'ın bu adımı bölgede tansiyonu düşürmeye yönelik bir diplomatik açılım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Irak ve İran gibi dünyanın en büyük petrol üreticilerinin ihracat yollarının üzerinde bulunuyor. Günlük yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü bu dar geçitten taşınıyor. Son aylarda bölgede artan askeri hareketlilik, denizde yaşanan gerginlikler ve karşılıklı tehditler, boğazın kapanma riskini gündeme getirmişti. Özellikle İran ile ABD arasındaki yaptırım kaynaklı anlaşmazlıklar ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerdeki çıkmaz, Hürmüz'ü küresel enerji güvenliğinin kırılgan noktası haline getirmiş durumda.
Middle East Eye'ın aktardığına göre İran, boğazın yedi gün içinde açılmasını sağlayacak bir mekanizma öneriyor. Bu plan kapsamında, belirli güvenlik garantileri, seyrüsefer serbestisi ve olası bir ortak izleme mekanizması yer alabilir. İran'ın bu öneriyi hangi kanaldan ilettiği ve muhatabının kim olduğu henüz doğrulanmadı; ancak diplomatik kaynaklar, planın başta Umman ve Katar olmak üzere bölge ülkeleri üzerinden Batı'ya iletildiğini öne sürüyor. Tahran'ın son dönemde Umman ve Katar ile yürüttüğü arabuluculuk trafiği, bu iddiayı destekler nitelikte.
Boğazın fiilen kapanması veya seyrüseferin ciddi şekilde kesintiye uğraması, küresel petrol fiyatlarında ani sıçramalara yol açabilir. Nitekim daha önce yaşanan tanker krizlerinde petrol fiyatları birkaç gün içinde yüzde 10'un üzerinde artmıştı. İran'ın böyle bir adımı, kendi petrol ihracatını da sekteye uğratacağı için ekonomik olarak sürdürülemez bir seçenek olarak görülüyor. Bu nedenle Tahran'ın önerisi, hem ekonomik kayıpları önlemek hem de uluslararası baskıyı hafifletmek amacı taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrar, yalnızca bölge ülkeleri için değil, başta Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore olmak üzere Asya'nın enerji ithalatçısı ekonomileri için de hayati önem taşıyor. ABD, boğazdaki seyrüsefer özgürlüğünü korumak için bölgede donanma unsurları bulunduruyor. İran'ın önerisi, ABD ile doğrudan bir çatışma yerine diplomatik bir çözüm arayışı olarak yorumlanabilir. Ancak planın başarıya ulaşması için ABD'nin yaptırımlarda esneme yapması veya en azından askeri gerginliği düşürmesi gerekebilir.
Öte yandan İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu, Hürmüz planının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Tahran, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programında şeffaflık sağlamayı ve bölgesel güvenlik konularında işbirliği yapmayı öneriyor. Bu çerçevede Hürmüz planı, daha geniş bir müzakere paketinin parçası olabilir. Avrupa Birliği ve Çin'in de sürece dahil olması bekleniyor; zira her iki aktör de Körfez'de istikrarın korunmasından çıkar sağlıyor.
Bölgesel dengeler açısından Suudi Arabistan ve BAE gibi İran'ın rakipleri, boğazın açık kalmasını istiyor ancak İran'ın güvenlik mimarisinde söz sahibi olmasına sıcak bakmıyor. Bu nedenle planın uygulanması, Körfez ülkeleri arasında yeni bir denge arayışını gerektirebilir. Katar ve Umman gibi arabulucu ülkelerin devreye girmesi, tansiyonun düşürülmesinde kilit rol oynayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrar, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomik istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Basra Körfezi üzerinden karşılıyor; boğazda yaşanacak bir kesinti, enerji ithalat maliyetlerini artırarak cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile Batı arasında denge gözeterek bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirme potansiyeline sahip. İran'ın önerisi, Türkiye'nin hem enerji arz güvenliğini hem de diplomatik etkinliğini artırabilecek bir fırsat penceresi sunuyor. Ancak ABD yaptırımlarına uyum konusunda Türkiye'nin manevra alanı sınırlı; bu nedenle Ankara'nın temkinli ve çok taraflı bir diplomasi izlemesi bekleniyor.