Fransa, Suudi Arabistan'ın Husi saldırılarına karşı savunmasına destek amacıyla sınırlı bir askeri konuşlandırma yapacağını açıkladı. İngiltere'nin de benzer bir taahhütte bulunması, Riyad'ın hava savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik beklentileri artırsa da, uzmanlar bu adımların Husi tehdidinin tırmanması durumunda yeterli olmayacağını belirtiyor. Fransa ve İngiltere'nin taahhütleri, Suudi Arabistan'ın ihtiyaç duyduğu kapsamlı savunma desteğinin oldukça altında.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan, Yemen'deki Husi isyancıların son aylarda artan insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze saldırılarıyla karşı karşıya. Husiler, Suudi petrol tesislerine ve sivil altyapıya yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Riyad, bu saldırıları püskürtmek için hava savunma sistemlerini güçlendirmek istiyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltma sinyali vermesi, Suudi yönetimini alternatif müttefikler arayışına itti. Fransa ve İngiltere, Suudi Arabistan'a sınırlı sayıda askeri personel, istihbarat desteği ve savunma sistemleri konuşlandırmayı taahhüt etti. Ancak bu destek, Patriot sistemleri gibi ileri hava savunma unsurlarını içermiyor. Fransız yetkililer, konuşlandırmanın "savunma amaçlı" olduğunu ve doğrudan çatışmaya girmeyeceğini vurguladı.
İngiltere ise Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne ait unsurların Suudi Arabistan'da konuşlandırılacağını duyurdu. Londra, bu adımın "bölgesel istikrarı desteklemek" için atıldığını belirtti. Ancak her iki ülkenin de gönderdiği güçler, Suudi Arabistan'ın geniş topraklarını ve kritik enerji tesislerini korumak için yeterli değil. Suudi Arabistan'ın halihazırda ABD yapımı Patriot ve THAAD sistemleri bulunuyor, fakat bu sistemlerin bakımı ve mühimmat tedariki konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Fransa ve İngiltere'nin desteği, bu açığı kapatmaktan uzak.
Bölgesel ve küresel boyut
Husi saldırıları, yalnızca Suudi Arabistan'ı değil, bölgedeki deniz ticaretini de tehdit ediyor. Kızıldeniz'de artan gerginlik, küresel enerji arz güvenliğini riske atıyor. ABD, Husilere karşı operasyonlarda bulunuyor ancak Suudi Arabistan'a doğrudan geniş çaplı bir savunma desteği sağlamıyor. Fransa ve İngiltere'nin devreye girmesi, Batı'nın bölgedeki angajmanını gösterse de, bu adımlar sembolik düzeyde kalıyor. İran'ın Husilere verdiği destek, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşını derinleştiriyor. Çin'in bölgede artan ekonomik etkisi, Batı'nın askeri varlığını sorgulatıyor. Fransa ve İngiltere'nin sınırlı taahhütleri, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini gidermiyor; aksine, Riyad'ın daha fazla silah tedarik etme ve kendi savunma sanayisini güçlendirme arayışını hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa ve İngiltere'nin Suudi Arabistan'a yönelik sınırlı askeri desteği, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum sergilese de, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık Türkiye'nin deniz ticaret yollarını ve enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın savunma ihtiyaçlarını karşılamak için Batı'dan yeterli destek alamaması, Türk savunma sanayii için bir fırsat yaratabilir. Türkiye'nin insansız hava araçları ve hava savunma sistemleri, Suudi Arabistan'ın ilgisini çekebilir. Ancak bu tür bir işbirliği, Türkiye'nin İran ile olan hassas dengesini zorlayabilir. Bölgesel istikrarın sağlanması için Türkiye'nin diplomatik girişimlerini artırması ve Kızıldeniz'deki gelişmeleri yakından takip etmesi gerekiyor.