İran’ın 85 yaşındaki dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bir dönemde, ülkenin gelecekteki liderliği ve rejimin karşı karşıya olduğu varoluşsal krizler giderek daha fazla tartışılıyor. Batılı kaynakların aktardığına göre, Hamaney’in yakın çevresi, 54 yaşındaki oğlu Mojtaba Hamaney’i dini liderlik makamına aday olarak hazırlıyor. Ancak İran halkı ve uluslararası toplum, Mojtaba hakkında çok az şey biliyor. Nükleer programın baskısı, ağır ekonomik yaptırımlar ve 2022’de başlayan kitlesel protestoların ardından rejimin meşruiyeti sorgulanırken, Mojtaba’nın bu devasa yükün altından kalkıp kalkamayacağı belirsizliğini koruyor. Uzmanlara göre, İran’ın geleceği sadece bir kişinin değil, tüm kurumsal yapının sınavı olacak.
Ali Hamaney’in mirası ve sağlık krizi
Ali Hamaney, 1989 yılında Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünden bu yana İran’ın en üst dini ve siyasi otoritesi olarak görev yapıyor. Ancak son yıllarda Hamaney’in sağlık durumuna dair sık sık söylentiler dolaşıyor. 2022’de bir grup milletvekilinin, liderin sağlık durumunu araştırmak için meclis araştırması talep ettiği ancak talebin reddedildiği bildirildi. BBC Farsça servisine konuşan kaynaklar, Hamaney’in prostat kanseri tedavisi gördüğünü ve durumunun kritik olduğunu iddia ediyor. Resmi kaynaklar ise bu iddiaları yalanlıyor. Ancak Tahran’daki diplomatik çevrelerde, Hamaney’in vefatı sonrası olası bir güç boşluğu ve halefiyet sorununun rejimin en zayıf noktası olduğu konuşuluyor.
Mojtaba Hamaney: Gölgedeki veliaht
Mojtaba Hamaney, babasının gölgesinde, genellikle medyadan uzak bir hayat sürdü. Qom’da dini eğitim aldı, evlilik yoluyla tanınmış bir din adamı ailesiyle bağ kurdu. Ancak siyasi kariyeri sınırlı: 2009’daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından protestoları bastırmakla görevli güvenlik konseyinde yer aldığı iddia edildi. Bazı kaynaklar, Mojtaba’nın İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile yakın ilişkiler kurduğunu belirtiyor. Yine de, İran halkı onu tanımıyor; bir anket, İranlıların yüzde 70’inden fazlasının Mojtaba hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını ortaya koydu. Uzmanlara göre, eğer Mojtaba lider olursa, bu bir hanedanlık kurma girişimi olarak yorumlanacak ve rejimin İslam Cumhuriyeti ideallerine olan bağlılığını sorgulatacak.
Rejimin bekası: Ekonomik kriz ve sosyal patlama
İran, nükleer müzakerelerin tıkanması ve ABD yaptırımlarının yeniden yürürlüğe girmesiyle felç edici bir ekonomik krizle boğuşuyor. Enflasyon yüzde 50’yi aşarken, genç işsizliği yüzde 25’in üzerinde. 2022’de Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan “Kadın, Hayat, Özgürlük” protestoları, rejimin en büyük meydan okumalarından biri oldu. Rejim, protestoları şiddetle bastırsa da, toplumsal hoşnutsuzluk dinmedi. Hamaney’in vefatı, bu kırılgan dengede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Mojtaba’nın liderliği, hem muhafazakar kanadın hem de reformistlerin ve dini kurumların onayını gerektirecek; ancak mevcut koşullarda bu dengeyi kurmanın zor olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Nükleer dosya ve bölgesel güç mücadelesi
İran’ın nükleer programı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile işbirliğinin durma noktasına gelmesiyle Batı için bir kriz halini aldı. Hamaney’in yokluğunda, yeni liderin nükleer politikada daha pragmatik mi yoksa daha radikal bir çizgi mi izleyeceği belirsiz. Aynı zamanda İran, Yemen’deki Husileri, Lübnan’daki Hizbullah’ı ve Suriye’deki milisleri destekleyerek bölgesel nüfuzunu koruyor. Rusya ile yakınlaşma ve Çin’le 25 yıllık stratejik anlaşma da İran’ı küresel bir aktör haline getiriyor. Halefiyet krizi, bu ittifakları ve bölgesel dengeleri sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki liderlik değişimi, Türkiye’nin Ortadoğu politikasını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, İran’la Suriye, Irak ve Kafkasya’da rekabet halinde; aynı zamanda enerji alanında doğal gaz ticaretinde bağımlılık ilişkisi var. İran’da istikrarsızlık, göç dalgaları ve sınır güvenliği riskini artırabilir. Ek olarak, Türkiye’nin NATO üyesi olması ve ABD ile ittifakı, İran’ın nükleer dosyasında dolaylı bir rol üstlenebileceği anlamına geliyor. Tahran’daki olası bir güç boşluğu, Ankara’nın bölgesel hesaplarını yeniden yapmasını gerektirebilir.