İran ile ABD arasında 28 Şubat'ta başlayan savaş, Basra Körfezi'ndeki gerilimi tırmandırmaya devam ediyor. İranlı müzakereci Muhammed Bakır Galibaf, Hürmüz Boğazı'nın ABD'nin taleplerini karşılamasına kadar kapalı kalacağını duyurdu. Bu açıklama, küresel petrol piyasalarında yeni bir şok dalgası yaratırken, bölgedeki askeri hareketlilik de endişe verici boyutlara ulaşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran Meclis Başkanı ve nükleer müzakere heyetinin önde gelen isimlerinden Muhammed Bakır Galibaf, başkent Tahran'da yaptığı basın açıklamasında, "Hürmüz Boğazı, ABD yönetiminin taleplerimizi karşılayacağı güne kadar kapalı kalacak. Bu bir tehdit değil, ulusal egemenliğimizin bir gereğidir" ifadelerini kullandı. Galibaf'ın bu sözleri, İran'ın stratejik su yolunu kapatma tehdidinin savaş koşullarında uygulamaya konduğunu gösteriyor.
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir gelişme. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, günde yaklaşık 21 milyon varil petrol bu boğazdan taşınıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE ve Katar'ın ana ihracat yolu olan boğazın kapanması, petrol fiyatlarının varil başına 150 doların üzerine çıkmasına neden olabilir.
İran'ın bu hamlesi, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırması ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'na yönelik yeni askeri baskıların ardından geldi. Washington yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçleri konusunda kararlı bir tutum sergilerken, Tahran da ekonomik baskıya karşı en güçlü kozu olan Hürmüz Boğazı'nı kullanmayı seçti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de doğrudan etkileyecektir. Boğazın kapalı olması, LNG taşımacılığını da sekteye uğratacak ve Asya'dan Avrupa'ya uzanan ticaret rotalarında gecikmelere yol açacak. Bu durum, küresel enflasyonun daha da artmasına ve dünya ekonomisinde resesyon riskinin güçlenmesine neden olabilir.
Bölgesel olarak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'ın bölgesel rakipleri, bu gelişmeye sert tepki gösterdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bu, bölgesel istikrarı tehdit etmekte ve küresel enerji güvenliğini tehlikeye atmaktadır" denildi.
ABD ise İran'ın bu adımına karşı askeri seçenekleri masada tutuyor. ABD Beşinci Filosu'nun Bahreyn'deki üssünden yapılan açıklamada, boğazın güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemlerin alınacağı vurgulandı. Uzmanlar, ABD'nin boğazı yeniden açmak için İran donanmasına karşı askeri operasyon düzenleyebileceğini, bunun da bölgede doğrudan bir çatışmaya dönüşme riskini artırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından doğrudan etkilenecektir. Türkiye'nin petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmı Basra Körfezi ülkelerinden gelmektedir. Boğazın kapanması, enerji maliyetlerini artıracak ve Türkiye'nin cari açığı üzerinde baskı yaratacaktır. Aynı zamanda, İran ile ABD arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikalarını da zorlayacaktır. Türkiye, hem İran'la hem ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bu tür bir çatışma, Türkiye'yi uluslararası enerji koridorlarının güvenliği konusunda daha fazla inisiyatif almaya itebilir.