İran, nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle Batı ile artan gerilim ortamında, savunma kabiliyetlerinin müzakere edilemeyeceğini kesin bir dille ifade etti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, devlet televizyonuna verdiği röportajda, İran'ın balistik füze programının ulusal egemenlik meselesi olduğunu ve bu konuda herhangi bir pazarlığa yanaşmayacaklarını söyledi. “Bizim füzelerimiz hiçbir şekilde başkaları tarafından konuşulmaktan hoşlanmaz” ifadesini kullanan Bakai, Tahran’ın bu alandaki kararlılığını vurguladı. Bu açıklama, ABD ile İran arasında dolaylı görüşmelerin yeniden başlayabileceğine yönelik spekülasyonların arttığı bir döneme denk geldi.
Tahran'ın kırmızı çizgisi: Savunma kapasitesi
İran yönetimi, balistik füze programını caydırıcı gücünün temel taşı olarak görüyor. Özellikle 2020 yılında ABD'nin Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi suikastle öldürmesinin ardından füze kabiliyetlerine verilen önem daha da arttı. Tahran, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakiplerine karşı en önemli kozlarından biri olan füzelerini, asla masaya yatırmayacağını defalarca dile getirdi. Sözcü Bakai de bu tutumu teyit ederek “füzelerimiz sadece ateşlenmek içindir; onları konuşmak için değil” diye konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde İran’a yönelik maksimum baskı politikasını yeniden uygulamaya koyması, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı. Trump yönetimi, İran’ın nükleer anlaşmaya geri dönmesi için füze programının da müzakere edilmesini şart koşuyor. Ancak İran, bu şartı reddederek müzakerelerin yalnızca nükleer dosya üzerinden yürüyebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın bu tutumu, bölgedeki dengeleri de etkiliyor. Tahran’ın füze kapasitesi, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan için bir tehdit unsuru oluştururken, İran'ın müzakerelere yanaşmaması Körfez ülkelerinde endişe yaratıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya, İran ile ABD arasındaki gerilimin düşürülmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. İran’ın bu kadar net bir tavır alması, müzakere sürecini daha da karmaşık hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın füze konusundaki bu tavrı, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından da önem taşıyor. Türkiye, komşusu İran'ın balistik füze programını bölgesel bir tehdit olarak görmese de, Tahran’ın bu konuda Batı ile yaşadığı krizin Ankara’yı dolaylı olarak etkileyebileceği değerlendiriliyor. ABD ile Avrupa arasındaki yaptırım politikaları, özellikle enerji ve ticaret alanında Türkiye’ye yeni fırsatlar veya riskler yaratabilir. Ayrıca, İran’ın tutumu, Türkiye’nin Orta Doğu’da yürüttüğü kriz yönetimi ve denge siyaseti açısından değerlendirilmeli.