İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırısının ardından İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne açılan tüm sınır kapılarını kapatma kararı aldı. Bu hamle, bölgede zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştirirken, uluslararası toplumda endişeye yol açtı. İsrail'in Kerem Şalom, Erez ve diğer ticari geçiş noktalarını kapatması, yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı abluka altındaki Gazze'ye gıda, ilaç ve yakıt gibi temel ihtiyaç malzemelerinin girişini tamamen durdurdu. Karar, İran'ın saldırısına misilleme olarak alınırken, İsrail güvenlik kabinesinin aldığı ek önlemler kapsamında değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in bu adımı, İran'ın geçtiğimiz günlerde İsrail topraklarına yönelik gerçekleştirdiği füze saldırısının hemen ardından geldi. Saldırıda çoğu başarıyla önlenen füzeler nedeniyle can kaybı yaşanmazken, bölgede tansiyon zirve yaptı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın eylemlerine karşılık verme konusunda kararlı olduklarını belirtmiş, ordunun savunma ve saldırı kapasitesini artırdığını duyurmuştu. Sınır kapılarının kapatılması, bu çerçevede atılan en somut adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak bu karar, Gazze'deki insani krizi derinleştirirken, uluslararası yardım kuruluşlarının bölgeye erişimini de engelliyor.
Gazze, 2007'den bu yana İsrail'in sıkı ablukası altında. Daha önce de zaman zaman sınır kapıları kapatılsa da, bu kez kapatmanın süresiz olması ve İran-İsrail gerginliğiyle bağlantılı olması dikkat çekiyor. İsrail ordusu, askeri operasyonlar sırasında sivil geçişlere izin verilmeyeceğini, güvenlik durumu stabilize olana kadar kapıların kapalı kalacağını duyurdu.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in bu hamlesi, Ortadoğu'da yeni bir çatışma dalgasının fitilini ateşleyebilir. İran, BM Güvenlik Konseyi'ne yaptığı başvuruda, saldırının meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu savunurken, İsrail ise uluslararası hukuka aykırı bu eyleme karşılık vereceğini açıkladı. ABD ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Gazze'ye yönelik bu tür toplu cezalandırmaların savaş suçu teşkil edebileceğini belirtti. Mısır ve Ürdün'ün arabuluculuk çabaları sürerken, İsrail'in sınır kapılarını kapatması, bu girişimleri de baltalayabilir. Bölgede İran destekli grupların olası bir karşı saldırıya hazırlandığı yönünde istihbarat raporları bulunuyor.
Öte yandan, Gazze'deki insani durumun daha da kötüleşmesi, uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik eleştirileri artırabilir. Dünya Gıda Programı, Gazze nüfusunun yüzde 80'inin insani yardıma muhtaç olduğunu, sınır kapılarının kapanmasıyla yakın zamanda kıtlık yaşanabileceğini duyurdu. Bu durum, özellikle Ramazan ayında hassasiyetleri daha da artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen bir pozisyona sahip. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım çabalarını doğrudan etkileyebilir. Türk Kızılayı ve diğer sivil toplum kuruluşları, Gazze'ye yardım ulaştırmakta zorluk yaşayabilir. Ayrıca, Türkiye-İsrail arasında son dönemde normalleşme adımları atılırken, bu tür krizler ikili ilişkileri yeniden gerginleştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye, bölgede istikrarı savunan bir politika izlediğinden, İran-İsrail çatışmasının yayılması Ankara'nın güvenlik çıkarlarını da tehdit edebilir. Dolayısıyla Türkiye'nin, hem insani yardım koridoru açılması hem de gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.