İran milli futbol takımının Yeni Zelanda ile oynadığı hazırlık maçı, sahada alınan skordan çok daha fazlasını ortaya koydu: İran toplumundaki derin siyasi bölünmeyi. BBC Kuzey Amerika muhabiri Shaimaa Khalil'in aktardığına göre, takım birleştirici bir güç olmayı hedeflerken, tribünlerdeki manzara halkın ne kadar kutuplaştığını gösterdi. Maçın yapıldığı stadyumda, bazı taraftarların protesto sloganları atması, diğerlerinin ise hükümet yanlısı tezahüratlarla karşılık vermesi, ülkenin mevcut siyasi gerilimini gözler önüne serdi.
Futbolun birleştirici gücü sınanıyor
İran'da futbol, tarihsel olarak halkı bir araya getiren bir unsur olarak görülürdü. Ancak son yıllarda, özellikle 2022'de Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan protestoların ardından, spor sahaları da siyasi mesajların verildiği alanlara dönüştü. Yeni Zelanda maçı öncesinde İranlı oyuncuların ulusal marş sırasında sessiz kalması, hükümet yanlısı ve muhalif gruplar arasındaki gerilimi artırdı. Stadyumdaki bazı seyirciler, rejim karşıtı sloganlar atarken, diğerleri İslam Cumhuriyeti'ne bağlılıklarını dile getirdi. Bu durum, İran futbolunun siyasetten tamamen bağımsız olamayacağını bir kez daha kanıtladı.
Maç, İran'ın uluslararası alanda maruz kaldığı yaptırımlar ve iç siyasi baskılar gölgesinde gerçekleşti. Takımın başarısı, hükümet için bir propaganda aracı olarak kullanılırken, muhalif kesimler bu başarıyı rejime karşı bir meydan okuma olarak yorumluyor. Bu ikilem, futbolun toplumsal birleştiricilik potansiyelini sekteye uğratıyor.
Bölgesel boyut: Futbol ve siyasetin kesiştiği yer
İran'daki bu durum, Orta Doğu'da spor ve siyasetin iç içe geçtiği tek örnek değil. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, büyük spor organizasyonlarına ev sahipliği yaparak uluslararası imajlarını güçlendirmeye çalışırken, aynı zamanda spor alanını siyasi mesajlar vermek için kullanıyor. İran'da ise bu durum daha çok iç siyasi kutuplaşmayı yansıtıyor. Küresel ölçekte, sporun birleştirici gücüne yapılan vurgu, İran'daki gibi örneklerle sarsılıyor. FIFA ve diğer uluslararası spor kuruluşları, siyasi müdahalelere karşı olduklarını belirtse de, uygulamada bu durumu engellemek zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki futbol-siyaset etkileşimi, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de de zaman zaman spor, siyasi kutuplaşmanın bir aracı haline gelebiliyor. Ancak İran'daki gibi rejim karşıtı protestoların stadyumlara taşınması, Türkiye'de henüz görülmemiş bir olgu. Bu durum, Türkiye'nin toplumsal birlik adına sporun birleştirici yönünü güçlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bölgesel olarak, İran'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ticaret politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Spor diplomasisi ise Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerinde daha aktif kullanabileceği bir alan olarak öne çıkıyor.