İran'da yıllardır uygulanan yaptırımların yıprattığı ekonomi, şubat ayında ABD ve İsrail'in saldırıları ve ABD'nin ülke limanlarına uyguladığı abluka ile daha da ağırlaştı. Resmi verilere göre eylül ayında yıllık enflasyon yüzde 90'a yaklaşırken, esnaf artan maliyetler ve azalan talep karşısında iflasın eşiğinde. Tahran'daki dükkan sahipleri, savaşın gölgesinde günlük yaşamın nasıl zorlaştığını anlatıyor.
Artan Enflasyon ve Düşen Alım Gücü
İran İstatistik Merkezi'nin açıkladığı verilere göre, eylül ayında tüketici fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 89,7 arttı. Gıda ve içecek fiyatlarındaki artış ise yüzde 100'ü aştı. Bu durum, halkın alım gücünü ciddi şekilde düşürürken, özellikle küçük esnafın işlerini kaybetmesine yol açıyor. Başkent Tahran'ın merkezindeki Büyük Çarşı'da (Bazar-ı Bozorg) tekstil ürünleri satan Hüseyin Rızai, "Geçen yıl bu zamanlar günde 50-60 müşteri gelirdi, şimdi 10'u zor buluyoruz. İnsanlar temel ihtiyaçlarına bile zor para ayırıyor" diyor.
Ülke genelinde işsizlik oranı resmi rakamlara göre yüzde 12'nin üzerinde, ancak bağımsız ekonomistler gerçek oranın çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Genç nüfus arasında işsizlik yüzde 25'i aşmış durumda. İran Merkez Bankası'nın verileri, bankacılık sektöründeki takipteki kredilerin toplam kredilere oranının yüzde 20'ye ulaştığını gösteriyor; bu da birçok işletmenin borçlarını çeviremediğini ortaya koyuyor.
Ekonomik zorluklar, hükümetin sübvansiyon politikalarını da etkiliyor. Hükümet, akaryakıt ve temel gıda maddelerine yapılan sübvansiyonları azaltma yoluna giderse, enflasyonun daha da tırmanmasından endişe ediliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) Nisan ayında yayımladığı raporda, İran ekonomisinin 2024 yılında yüzde 3 küçüleceğini öngörmüştü; ancak savaşın etkisiyle bu tahminin daha da kötüleşmesi bekleniyor.
Savaşın Gölgesinde Ticaret
Şubat ayında başlayan çatışmalar, İran'ın zaten kırılgan olan ticaret ağlarını vurdu. ABD'nin ülkenin güneyindeki limanlara uyguladığı abluka, ithalat ve ihracatı büyük ölçüde sekteye uğrattı. Bandar Abbas ve Çabahar limanlarına gelen gemilerin sayısı yarı yarıya azaldı. Bu durum, hammadde ve ara malı ithalatına bağımlı olan sanayi kollarını olumsuz etkiledi. Özellikle otomotiv yan sanayi, tekstil ve gıda işleme sektörlerinde üretim durma noktasına geldi.
İran Ticaret Odası Başkanı Gholam Hossein Shafei, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, "Liman ablukası nedeniyle aylık 2 milyar dolarlık dış ticaret hacmi kaybediyoruz. Bu, ülke ekonomisi için sürdürülemez bir durum" dedi. Shafei, hükümete acil önlem çağrısında bulunarak, alternatif ticaret yollarının (kara yoluyla Türkiye ve Irak üzerinden) devreye sokulmasını önerdi. Ancak bu yolların altyapısının yeterli olmadığı ve maliyetlerin yüksek olduğu biliniyor.
Öte yandan, İran riyali son altı ayda dolar karşısında yüzde 40 değer kaybetti. Bu, ithal ürünlerin fiyatlarını daha da artırarak enflasyonu körüklüyor. Döviz kurlarındaki dalgalanma, esnafın fiyat belirlemesini zorlaştırıyor; birçok dükkan sahibi, zararına satış yapmamak için stoklarını tüketmeyi tercih ediyor. Ancak bu da rafların boşalmasına ve müşteri kaybına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
İran ekonomisindeki çöküş, sadece ülke içinde değil, bölgesel dengeler açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. İran, Orta Doğu'da önemli bir ticaret ortağı ve enerji ihracatçısı konumunda. Petrol ihracatı, yaptırımlara rağmen Çin ve Hindistan gibi ülkelere devam ediyor; ancak abluka nedeniyle bu ihracatın da aksaması, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), İran'ın petrol üretiminin günlük 2,5 milyon varilden 1,8 milyon varile düştüğünü tahmin ediyor.
Bölgesel ticaret yolları da olumsuz etkileniyor. İran üzerinden Orta Asya'ya ve Afganistan'a yapılan transit taşımacılık, liman ablukası nedeniyle sekteye uğradı. Bu durum, özellikle Afganistan gibi zaten kırılgan ekonomilerde gıda ve ilaç sıkıntısına yol açabilir. Ayrıca, İran'ın komşuları Türkiye, Irak ve Azerbaycan, İran ile olan ticaretlerinde düşüş yaşıyor. Türkiye, İran'a olan ihracatında yılın ilk yarısında yüzde 15'lik bir azalma kaydetti.
Uluslararası toplumun tepkisi ise sınırlı. ABD yönetimi, yaptırımların ve ablukanın İran'ın nükleer programını durdurmaya yönelik olduğunu savunuyor. Avrupa Birliği ise diplomatik çözüm çağrısında bulunmakla birlikte, somut bir adım atmış değil. Rusya ve Çin, İran'a destek mesajları veriyor ancak ekonomik yardım konusunda isteksiz. Birleşmiş Milletler, insani yardım koridorlarının açılması için girişimlerde bulunuyor; fakat şu ana kadar bir sonuç alınamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik çöküş, Türkiye'yi doğrudan etkileyen sonuçlar doğuruyor. Öncelikle, İran'ın önemli bir ticaret ortağı olması nedeniyle, Türk ihracatçıları ve müteahhitlik firmaları zarar görüyor. Liman ablukası, Türkiye üzerinden yapılan transit ticareti de aksatarak bölgesel lojistik maliyetlerini artırıyor. Ayrıca, İran'dan Türkiye'ye yönelik düzensiz göç riski artabilir; zaten ekonomik nedenlerle göç eden İranlıların sayısı son aylarda yükselişte. Türkiye, sınır güvenliğini ve göç yönetimini yeniden gözden geçirmek durumunda kalabilir. Enerji ithalatı açısından da İran doğalgazına bağımlılık, arz güvenliği riskini gündeme getiriyor. Ankara'nın, İran ile diplomatik diyalogu sürdürerek hem ticari çıkarlarını koruması hem de bölgesel istikrarsızlığın yayılmasını önlemesi kritik önem taşıyor.