İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi yönetimi, iki ay önce ilan edilen ateşkesin ardından ekonomik çöküşle baş etmekte zorlanıyor. Döviz kurlarındaki rekor düşüş, yıllık yüzde 40'ı aşan enflasyon ve temel gıda maddelerinde yaşanan tedarik krizi, halkın alım gücünü dibe çekti. Ülkede benzin ve doğalgaz başta olmak üzere enerji fiyatlarına yapılan zamlar, birçok şehirde protestolara yol açtı. Hamaney'in doğrudan müdahalesiyle geçici olarak durdurulan gösteriler, kış aylarının yaklaşmasıyla daha da tırmanma potansiyeli taşıyor.
Ateşkesin Gölgesinde Derinleşen Bunalım
İran, komşu ülkelerle yaşadığı sınır gerginliklerini hafifletmek amacıyla iki ay önce tek taraflı bir ateşkes ilan etmişti. Ancak bu adım, ülke içindeki ekonomik yangını söndürmeye yetmedi. Aksine, ateşkesle birlikte askeri harcamaların kısılması beklenirken, hükümetin bütçe açığını kapatmak için uyguladığı kemer sıkma politikaları toplumda infiale neden oldu. Özellikle temel gıda maddelerine yapılan yüzde 60'ı aşan zamlar, milyonlarca İranlıyı yoksulluk sınırının altına itti. IMF verilerine göre, İran'da yoksulluk oranı son bir yılda yüzde 25 artış gösterdi.
Merkez Bankası'nın son raporu, döviz rezervlerinin kritik seviyeye düştüğünü gösteriyor. ABD yaptırımlarının yanı sıra, İran'ın petrol ihracatındaki düşüş, ülkenin ana gelir kaynağını kuruttu. Tahran yönetimi, döviz sıkıntısını aşmak için altın ve diğer değerli madenlerin ticaretine yönelse de, bu yöntem kısa vadede çözüm sağlamıyor. Öte yandan, uluslararası bankacılık sisteminden dışlanan İran, dış ticarette takas yöntemlerine başvuruyor ancak bu da ticaret hacmini sınırlıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
İran'daki bu ekonomik kriz, yalnızca ülke sınırları içinde kalmıyor. Bölgesel güç dengesi üzerinde de önemli etkiler yaratıyor. Suudi Arabistan ve İsrail'in endişeyle izlediği gelişmeler, İran'ın zayıflaması halinde bölgede yeni bir istikrarsızlık dalgasına neden olabilir. Irak, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçler, Tahran'ın mali desteğinin azalmasıyla zor durumda kalıyor. Bu durum, söz konusu ülkelerdeki iç savaşın yeniden alevlenmesi riskini beraberinde getiriyor.
Küresel ölçekte ise İran'ın çöküşü, enerji piyasalarını da etkiliyor. İran'ın petrol ihracatındaki düşüş, OPEC içinde arz sıkıntısına yol açarken, ham petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Ayrıca, İran'ın nükleer programıyla ilgili endişeler yeniden gündeme geliyor. Ekonomik krizin İran'ı daha saldırgan bir dış politikaya itebileceği ya da tam tersine müzakere masasına dönmeye zorlayabileceği tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik kriz, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan ithal ediyor. Krizin derinleşmesi, enerji fiyatlarında dalgalanmaya ve arz güvenliğinde sorunlara yol açabilir. Öte yandan, İran'ın zayıflaması, Güney Kafkasya ve Ortadoğu'da nüfuz mücadelesinde Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak bu durum, aynı zamanda mülteci akını ve sınır güvenliği sorunlarını da beraberinde getirebilir. Türkiye'nin, İran'daki krizin bölgeye sıçramasını engellemek için diplomatik girişimlerini artırması ve uluslararası kurumları harekete geçirmeye çalışması bekleniyor.