İran yönetimi, Washington ile yaşanan gerilimde yeni bir strateji izliyor: Ekonomik acının ve ABD'deki ara seçim kaygılarının Başkan Donald Trump'ı geri adım atmaya zorlayacağını hesaplıyor. Tahran, tıpkı bir tavuk oyununda (chicken game) olduğu gibi, riskleri artırarak ABD'yi masadan kalkmaya ikna etmeyi umuyor. Bu kapsamda İran, nükleer programındaki ilerlemeyi ve bölgesel vekil güçlerini birer pazarlık kozu olarak kullanırken, asıl hedefin Trump'ın maliyet hesaplarını alt üst etmek olduğu belirtiliyor.
Ekonomik baskı ve iç siyasi hesaplar
İranlı yetkililere göre, ABD'nin İran'a yönelik azami baskı politikası, küresel petrol fiyatlarını yükselterek ve tedarik zincirlerini bozarak Amerikan ekonomisine de zarar veriyor. Tahran, özellikle 2022 ara seçimleri öncesinde artan enflasyon ve enerji maliyetlerinin Cumhuriyetçi Parti'yi zor durumda bırakacağını düşünüyor. Bir İranlı diplomat, “Trump seçimleri düşünmek zorunda. Bu yüzden ekonomik baskıyı artırmak, onu müzakere masasına çekmenin en etkili yolu” dedi. Öte yandan, İran'ın kendi ekonomisi de yaptırımlar nedeniyle zor günler geçiriyor; ancak Tahran, bu zorlukların geçici olduğunu ve uluslararası kamuoyunun ABD'ye olan tepkisinin kendilerine avantaj sağladığını savunuyor.
Uzmanlar, İran'ın bu stratejisinin riskli olduğu görüşünde. Çünkü Trump'ın kişiliği ve önceki dönemdeki çıkışları, bir restleşmede geri adım atmayı sevmeyeceğini gösteriyor. Ancak Tahran, özellikle Çin ve Rusya'nın desteğini alarak, ABD'nin baskı araçlarını etkisiz kılmayı hedefliyor. Bu ülkelerle yapılan ticaret anlaşmaları, İran'ın ekonomik şoklara karşı direncini artırıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer tesislerindeki son faaliyetler, Batılı istihbarat servislerini endişelendiriyor; fakat Tahran bunu bir tehdit değil, müzakere gücü olarak sunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gerilim, sadece iki ülkeyi ilgilendirmiyor. Basra Körfezi'ndeki petrol ticareti, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve Ortadoğu'daki güç dengeleri tehlikede. İran'ın, İsrail ve Suudi Arabistan ile yaşadığı rekabet, bu restleşmeyi daha da tehlikeli hale getiriyor. Bölge ülkeleri, ABD-İran çatışmasının doğrudan kendilerini etkilemesinden endişe ediyor. Öte yandan, Avrupa Birliği'nin nükleer anlaşmayı kurtarma çabaları, ABD'nin baskıları nedeniyle şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Uluslararası Atöm Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) son raporları, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini artırdığını gösteriyor; bu da diplomatik çözümün aciliyetini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ekonomik ilişkilerini enerji ithalatı ve ticaret üzerinden sürdürüyor. ABD yaptırımlarına rağmen Türkiye'nin İran'dan doğalgaz alımı, iki ülke arasındaki bağımlılığı artırıyor. Bu gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından risk oluştururken, Ankara'nın hem Batı ile hem de Tahran ile dengeli bir politika izlemesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, olası bir askeri çatışma, Suriye ve Irak'taki gelişmeleri doğrudan etkileyebilir, bu da Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye'nin arabuluculuk rolü oynaması, hem bölgesel istikrar hem de kendi çıkarları için kritik görünüyor.