İran'ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Emir Said İrevani, ABD ile sürmekte olan müzakerelerde varılan mutabakat uyarınca çözülmesi beklenen 12 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın kullanımı konusunda nihai kararın yalnızca Tahran yönetimine ait olduğunu vurguladı. Büyükelçi, ABD'nin bu varlıkların insani yardım amaçlı kullanılacağı yönündeki iddialarını da yalanladı. İrevani, “Bu fonların nasıl ve hangi sektörlerde kullanılacağına tamamen İran İslam Cumhuriyeti karar verecektir. Hiçbir dış müdahaleyi kabul etmiyoruz” dedi. Açıklama, Tahran'ın Washington ile varılan anlaşmanın kapsamı konusundaki hassasiyetini ve bağımsızlık vurgusunu bir kez daha ortaya koydu.
Anlaşmanın Arka Planı ve Müzakere Süreci
ABD ile İran arasında yürütülen ve dolaylı görüşmelerle ilerleyen müzakere süreci, özellikle Ortadoğu'da devam eden savaşın sona erdirilmesi hedefine odaklanmış durumda. Anlaşmanın önemli bir ayağını, İran'ın yurt dışında dondurulmuş olan varlıklarının serbest bırakılması oluşturuyor. ABD yönetimi daha önce yaptığı açıklamalarda, bu fonların insani amaçlarla kullanılacağını ve sıkı bir denetim mekanizmasına tabi olacağını duyurmuştu. Ancak İranlı yetkililer, varlıkların kullanımı konusunda herhangi bir kısıtlama veya yönlendirmeyi kabul etmeyeceklerini net bir şekilde ifade ediyor. Taraflar arasında devam eden görüşmelerde, varlıkların miktarı ve hangi ülkelerde tutulduğu gibi teknik detayların yanı sıra, kullanım koşulları da pazarlık konusu olmaya devam ediyor.
İran, geçmiş yıllarda benzer anlaşmalarda ABD'nin vaatlerini yerine getirmediğine dikkat çekerek, somut adımlar atmadan ve fonları fiilen kullanıma sunmadan yeni bir taahhütte bulunmayacağının sinyalini verdi. Özellikle 2015 nükleer anlaşmasının ardından ABD'nin tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, Tahran'ın Washington'a olan güvenini ciddi şekilde sarsmış durumda. Bu nedenle, mevcut görüşmelerde İran'ın temel önceliği, anlaşma şartlarının uygulanması konusunda güçlü garantiler elde etmek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olası bir anlaşmanın bölgesel etkileri oldukça geniş kapsamlı olabilir. İran'ın dondurulan varlıklarının çözülmesi, ekonomik olarak zor durumdaki İran ekonomisine önemli bir can suyu sağlayacak ve hükümetin iç politikadaki elini güçlendirecek. Aynı zamanda, İran'ın bölgesel nüfuz araçlarına (Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler, Suriye'deki yapılanmalar gibi) kaynak aktarma kapasitesini de artırabileceği için Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi ülkeler endişeyle izliyor. ABD ise bir yandan Ortadoğu'daki çatışmaları sona erdirme taahhüdü verirken, diğer yandan İran'ın bölgesel faaliyetlerine karşı caydırıcılığını korumaya çalışıyor. Anlaşmanın insani boyutuna vurgu yapan Washington, aslında İran'ın nükleer programı ve balistik füze kapasitesiyle ilgili endişelerini de bir şekilde yönetmeye çalışıyor. Uluslararası toplum ise taraflar arasında sürdürülebilir bir diyalog zemini oluşmasını ve bölgede istikrarın sağlanmasını bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasında müzakere edilen bu anlaşmayı yakından takip ediyor. İran'ın dondurulan varlıklarının çözülmesi, iki ülke arasındaki enerji ve ticaret ilişkilerine doğrudan yansıyabilir. Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran'ın ekonomik olarak rahatlaması, doğal gaz ve petrol ticaretinde daha esnek koşullar yaratabilir. Ancak Türkiye, ABD yaptırımlarına takılmamak için bu süreci dikkatli yönetmek zorunda. Ayrıca, İran'ın elde edeceği kaynakların bir kısmının bölgesel gruplara aktarılması ihtimali, Türkiye'nin güvenlik çıkarları açısından risk oluşturabilir. Türkiye, hem İran'la ekonomik işbirliğini geliştirmek hem de bölgesel istikrarı korumak adına anlaşmanın şeffaf ve denetlenebilir bir mekanizmayla yürütülmesini tercih ediyor.