WASHINGTON/UNITED NATIONS/CAIRO, 27 Eylül - İran, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve çatışmanın sona erdirilmesine yönelik İran önerisini reddetmesinin ardından Pazar günü yalnızca diplomasinin ABD ve İsrail ile olan anlaşmazlığı çözebileceğini savundu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Diplomasi dışında hiçbir yol kalmadı. Müzakereler tek çıkış yolu" ifadelerini kullandı. Trump ise Cumartesi günü yaptığı açıklamada İran'ın önerisini "yetersiz" bularak reddettiğini duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olarak biliniyor. İran'ın bu boğazı kapatma veya kontrol etme girişimleri, uluslararası piyasalarda arz güvenliği endişelerini artırıyor. ABD yönetimi, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamak amacıyla uzun süredir ekonomik yaptırımlar ve askeri baskı unsurlarını kullanıyor. İsrail ise İran'ın nükleer programını ve bölgesel milis gruplara verdiği desteği kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor.
İran'ın önerisi, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası denetim altında yeniden açılması ve çatışmaların sona erdirilmesi karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini içeriyordu. Ancak Trump, anlaşmanın İran'ın balistik füze programını ve bölgesel faaliyetlerini kısıtlamadığını belirterek reddetti. İran tarafı, Trump'ın tutumunun bölgede tansiyonu daha da artıracağı uyarısında bulundu.
Birleşmiş Milletler yetkilileri, taraflar arasında arabuluculuk çabalarının sürdüğünü ancak henüz somut bir ilerleme kaydedilemediğini bildirdi. Mısır ve Katar gibi bölge ülkeleri, diplomatik kanalların açık tutulması çağrısı yaptı. İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi, Güvenlik Konseyi'ne hitaben yaptığı konuşmada, "Barış için elimizi taşın altına koymaya hazırız, ancak karşı tarafın da iyi niyet göstermesi gerekiyor" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 2'den fazla yükseldi. Analistler, boğazın kapanması veya askeri bir çatışma durumunda petrol arzında ciddi kesintiler yaşanabileceği ve bunun dünya ekonomisini olumsuz etkileyeceği görüşünde. ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, bölgede askeri varlığını artırmasına yol açtı. İsrail ise İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri müdahaleyi gündemde tutuyor.
Rusya ve Çin, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına karşı çıkarak İran ile ticari ilişkilerini sürdürüyor. Avrupa Birliği ise diplomatik çözüm için çağrı yapmakla birlikte, İran'ın bölgesel politikalarını eleştirmeye devam ediyor. BM Güvenlik Konseyi'nde veto yetkisine sahip ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları, etkili bir karar alınmasını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Trump'ın barış planını reddetmesinin, İran'ın iç siyasetinde sertlik yanlılarının elini güçlendirebileceğini belirtiyor. İran'da 2021'de göreve gelen İbrahim Reisi hükümeti, nükleer anlaşmadan (JCPOA) geri adım atmış ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmıştı. Diplomatik bir çözüm, İran'ın ekonomik sıkıntılarını hafifletmesi ve uluslararası izolasyondan çıkması için kritik bir fırsat olarak görülüyor. Ancak karşılıklı güvensizlik ve iç baskılar, müzakereleri çıkmaza sürükleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki gerilimin enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar üzerindeki etkilerinden doğrudan etkileniyor. Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kapanma, Türkiye'nin petrol ithalatında aksamalara ve fiyat artışlarına yol açabilir. Ayrıca, İran'ın batı komşusu olan Türkiye, olası bir askeri çatışmada mülteci akını ve sınır güvenliği riskleriyle karşılaşabilir. Ankara, diplomatik çözümden yana tavır alarak bölgesel barışın korunmasını ve ekonomik istikrarın sürdürülmesini hedefliyor. Türkiye'nin İran ile ticari ilişkileri ve doğalgaz alımları, yaptırımlar nedeniyle zaman zaman sekteye uğruyor. Bu nedenle Türkiye, taraflar arasında ara buluculuk yapabilecek kapasitede olduğunu göstererek etkin bir dış politika izlemeye çalışıyor.