İran Devrim Muhafızları (IRGC), ülkenin güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletinde silahlı bir gruba düzenlenen operasyonda 5 kişinin öldürüldüğünü duyurdu. IRGC tarafından yapılan açıklamaya göre, güvenlik güçleri bölgede bir 'militan hücresini' etkisiz hale getirdi. Operasyonun ne zaman gerçekleştiği ve ölenlerin kimlikleri hakkında henüz resmi bir bilgi paylaşılmadı. Sistan-Belucistan, son dönemde neredeyse günlük silahlı saldırılara ve çatışmalara sahne oluyor. Eyalet, İran'ın Sünni Beluç azınlığının yoğun olarak yaşadığı ve uzun süredir ayrılıkçı gruplarla güvenlik güçleri arasında gerginliğin yüksek olduğu bir bölge.
Gelişmenin arka planı: Sistan-Belucistan'da istikrarsızlık
Sistan-Belucistan, İran'ın Pakistan ve Afganistan sınırında yer alan, ekonomik olarak en geri kalmış eyaletlerinden biri. Bölgede Beluç azınlığın hakları için mücadele ettiğini söyleyen silahlı gruplar, İran güvenlik güçlerine yönelik saldırılar düzenliyor. Son yıllarda özellikle Ceyş el-Adl gibi örgütlerin üstlendiği eylemlerde çok sayıda asker ve sivil hayatını kaybetti. İran yönetimi, bu grupları 'terörist' olarak nitelendiriyor ve zaman zaman sınır ötesi operasyonlar da gerçekleştiriyor. IRGC'nin son açıklaması, bölgede artan güvenlik operasyonlarının bir devamı niteliğinde. İran makamları sık sık düşman olarak gördükleri gruplara karşı başarılı operasyonlar düzenlediklerini duyuruyor ancak bağımsız kaynaklar bu iddiaları doğrulamakta zorlanıyor. Bölgede gazetecilere ve bağımsız gözlemcilere erişim kısıtlı olduğu için olayların ayrıntıları çoğu zaman netleşemiyor.
Bu son operasyon, İran'ın Sistan-Belucistan'daki güvenlik yaklaşımının bir parçası. Devrim Muhafızları, bölgede konuşlu birlikleriyle sık sık 'temizlik operasyonları' düzenliyor. Ancak bu operasyonlar çoğu zaman sivil kayıplara ve insan hakları ihlallerine yol açmakla eleştiriliyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, İran'ı bölgede ayrımcı politikalar izlemekle ve Beluç azınlığa yönelik baskı yapmakla suçluyor. İran hükümeti ise bu suçlamaları reddediyor ve bölgede yalnızca terörle mücadele ettiğini savunuyor.
Son dönemde Sistan-Belucistan'da artan çatışmalar, ülke içinde de tartışma konusu. Ekonomik sıkıntılar ve işsizlik, bölgede radikalleşmeyi körükleyen faktörler arasında gösteriliyor. İran yönetimi, bölgeye yönelik kalkınma paketleri açıklasa da somut adımların atılmaması, halk arasında hoşnutsuzluğu artırıyor. Uzmanlar, askeri çözümlerin kalıcı barış getirmediğini, aksine döngüsel şiddeti beslediğini belirtiyor. IRGC'nin son açıklaması, bu döngünün son halkası olarak görülebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Sınır güvenliği ve jeopolitik
Sistan-Belucistan'daki istikrarsızlık, yalnızca İran'ı değil, komşu ülkeleri de etkiliyor. Pakistan ile İran arasında zaman zaman karşılıklı sınır ihlalleri ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılar gerginliğe neden oluyor. Ocak 2024'te iki ülke karşılıklı olarak birbirlerinin topraklarındaki 'terörist hedefleri' vurmuş, bu olay bölgede kısa süreli bir krize yol açmıştı. Her ne kadar taraflar daha sonra diplomatik kanalları açık tutma konusunda anlaşsa da sınır bölgesindeki güvenlik sorunu çözülemedi. Sistan-Belucistan, aynı zamanda Afganistan'dan gelen uyuşturucu kaçakçılığı güzergahı üzerinde bulunuyor. Bu durum, bölgedeki silahlı grupların finansman kaynaklarından birini oluşturuyor. Uluslararası toplum, İran'ın bölgedeki insan hakları ihlalleri konusunda sessizliğini korurken, nükleer müzakereler gibi daha geniş jeopolitik konulara odaklanmış durumda. Ancak bölgedeki istikrarsızlık, Orta Doğu ve Güney Asya arasındaki enerji koridorlarını ve ticaret yollarını da tehdit ediyor.
IRGC'nin operasyonu, İran'ın iç güvenlik önceliklerini gözler önüne seriyor. Ülke, ekonomik yaptırımlar ve iç protestolarla boğuşurken, güvenlik güçlerinin bölgede artan saldırılarla başa çıkmak için daha fazla kaynak ayırması gerekiyor. Bu durum, İran'ın bölgesel politikalarını ve askeri kapasitesini de etkileyebilir. Ayrıca, Beluç azınlığın maruz kaldığı ayrımcılık, insan hakları örgütlerinin raporlarına yansıyor. Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, İran'ı bölgede keyfi gözaltılar ve yargısız infazlarla suçluyor. İran ise bu iddiaları 'Batı'nın propaganda malzemesi' olarak nitelendiriyor.
Sonuç olarak, IRGC'nin açıklaması, Sistan-Belucistan'daki uzun süreli çatışmanın yalnızca bir kesiti. Bölgede kalıcı bir çözüm için askeri yöntemlerin ötesinde ekonomik ve siyasi adımlar atılması gerektiği yönündeki görüşler giderek güçleniyor. Ancak mevcut koşullarda İran yönetiminin önceliği, güvenlik güçlerinin kontrolünü sağlamak gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sistan-Belucistan'daki gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir coğrafyada yaşanmasa da bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. İran'ın güneydoğusundaki istikrarsızlık, Türkiye'nin de yakından takip ettiği enerji güvenliği ve ticaret yollarını etkileyebilir. Ayrıca, bölgedeki silahlı grupların faaliyetleri, Pakistan ve Afganistan ile olan sınır güvenliği denkleminde Türkiye'nin müttefikleriyle ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, İran ile sınır komşusu olarak, komşusundaki istikrarsızlığın kendi topraklarına yansımasını istemez. Öte yandan, İran'ın bölgedeki güvenlik operasyonları, Türkiye'nin terörle mücadele yaklaşımıyla paralellik gösterse de sivil kayıplar ve insan hakları ihlalleri konusunda duyarlılık önemli. Türkiye'nin bölgede diplomatik kanalları açık tutması ve İran ile Pakistan arasında arabuluculuk potansiyelini kullanması, uzun vadeli istikrar için değerli olabilir.