İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Deniz Kuvvetleri'nden üst düzey bir komutan, salı günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'na yaklaşmaları halinde ABD savaş gemilerini batırmakla tehdit etti. İran resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre, komutan "Hürmüz Boğazı'nın girişine yaklaşan Amerikan savaş gemilerini bekliyoruz ki onları batıralım" ifadelerini kullandı. Bu tehdit, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda ABD ile İran arasında son aylarda artan askeri gerginliğin son halkası olarak değerlendiriliyor.
Artan gerilimin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olma özelliği taşıyor. İran, bu stratejik geçiş noktasını kontrol eden konumuyla sık sık askeri gücünü vurguluyor. Son dönemde ABD donanmasının bölgede artırdığı varlık, İran tarafından provokasyon olarak algılanıyor. IRGC Deniz Kuvvetleri, geçmişte de benzer tehditlerle ABD gemilerine karşı tacizde bulunmuş, 2016'da ABD deniz kuvvetlerine ait iki küçük botu geçici olarak alıkoymuştu. Son açıklama, İran'ın nükleer programına yönelik yaptırımlar ve bölgesel etkisi konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde geldi.
IRGC komutanının açıklaması, İran'ın askeri doktrininde Hürmüz Boğazı'nın ne denli merkezi bir yer tuttuğunu gösteriyor. İran, olası bir çatışmada boğazı kapatma tehdidini sık sık dile getiriyor ve bu kartı diplomatik baskı aracı olarak kullanıyor. Ancak bu tür açıklamalar, bölgede yanlış hesaplama riskini de beraberinde getiriyor. ABD yönetimi henüz resmi bir yanıt vermedi; ancak Amerikan donanmasının bölgedeki serbest seyrüsefer devriyelerine devam etmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşınıyor. Herhangi bir askeri çatışma veya abluka, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Bölgede Suudi Arabistan, BAE gibi Körfez ülkeleri de İran'ın bu tür tehditlerinden endişe duyuyor. Son aylarda yaşanan tanker sabotajları ve insansız hava aracı saldırıları, tansiyonun ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, diplomatik kanalların açık tutulması gerektiği vurgulanıyor.
İran'ın bu tehdidi, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki müttefiklerine verdiği güvenlik garantilerini de test ediyor. Özellikle İsrail ve Suudi Arabistan, İran'ın deniz yollarını tehdit etmesini kendi ulusal güvenliklerine yönelik bir meydan okuma olarak görüyor. Son dönemde İran ile Suudi Arabistan arasında başlayan normalleşme süreci ise bu tür açıklamalarla zedelenme riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış ticareti açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gazının önemli bir kısmını bu bölgeden tedarik ediyor; olası bir kesinti veya fiyat şoku, ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ABD arasında denge gözetirken, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında Türkiye'nin rolü, Hürmüz'deki gelişmelerle doğrudan bağlantılı olmasa da, genel deniz güvenliği ve serbest ticaret ilkeleri açısından Türkiye'nin tutumu belirleyici olacak. Türkiye, ayrıca insani ve ticari ilişkilerini sürdürme çabasında.