İran destekli Husi milisleri, Yemen'in kuzeybatısındaki stratejik bölgelerde hızlı bir ilerleme kaydederek Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerini ve Yemen hükümetini hazırlıksız yakaladı. Son haftalarda Marib ve Cevf vilayetlerinde yaşanan çatışmalarda Husiler, önemli petrol ve gaz sahalarına yaklaşarak enerji altyapısını tehdit eder hale geldi. Bu durum, İran'ın Yemen üzerinden bölgesel nüfuzunu derinleştirmesine olanak tanırken, Suudi Arabistan'ın altı yıllık müdahalesinin stratejik hedeflerine ulaşamadığını gözler önüne seriyor.
Husilerin beklenmedik ilerleyişi ve sahadaki durum
Husiler, Eylül ayı başından bu yana Marib kent merkezine doğru üç cepheden saldırı düzenliyor. Marib, Yemen hükümetinin son kalesi ve ülkenin en önemli petrol rafinerilerine ev sahipliği yapıyor. Husilerin buradaki ilerleyişi, Suudi Arabistan'ın güney sınırını da doğrudan tehdit ediyor. Suudi koalisyon güçleri, Husilerin insansız hava araçları ve balistik füzelerle gerçekleştirdiği saldırıları engellemekte zorlanıyor. Son olarak, Husilerin Cizan ve Necran bölgelerine yönelik saldırıları Suudi petrol tesislerini hedef aldı; Riyad yönetimi, bu saldırıları önlemede yetersiz kaldığını kabul etti.
Yemen hükümeti güçleri ise moral bozukluğu ve lojistik yetersizliklerle mücadele ediyor. Suudi Arabistan'ın Yemen'deki müdahalesi, 2015'ten bu yana on binlerce sivilin ölümüne ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, ülke nüfusunun %80'i insani yardıma muhtaç durumda. Husilerin ilerleyişi, bu krizi daha da derinleştirirken, barış görüşmelerini de rayından çıkardı.
İran'ın bölgesel kazanımları ve Suudi Arabistan'ın prestij kaybı
Husilerin askeri başarıları, İran'ın Yemen üzerinden Suudi Arabistan'a karşı yürüttüğü vekalet savaşında önemli bir kazanım elde ettiğini gösteriyor. Tahran, Husilere silah, finansman ve eğitim desteği sağlayarak Riyad'ı güney sınırında meşgul ediyor ve Suudi Arabistan'ın bölgesel güç projeksiyonunu zayıflatıyor. İran'ın nükleer anlaşma müzakerelerindeki elini güçlendiren bu gelişme, aynı zamanda Körfez'deki güç dengesini İran lehine çeviriyor.
Suudi Arabistan için ise bu durum ağır bir prestij kaybı. Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın 2015'te başlattığı operasyonun başarısızlığı, ülke içinde de sorgulanıyor. Riyad, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Yemen'deki savaşı sonlandırmak için diplomatik girişimlerde bulunsa da, Husilerin askeri üstünlüğü masa başında kaybettiklerini sahada kazanma stratejisini boşa çıkarıyor. Suudi ekonomisi üzerindeki savaş maliyeti, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalarla birleşince Riyad'ın manevra alanını daraltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Yemen'deki ilerleyişi ve İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Türkiye'nin Ortadoğu dengelerindeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimde denge politikası izlerken, Yemen'deki istikrarsızlık Kızıldeniz ticaret yollarını tehdit ederek Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın Yemen üzerinden güç kazanması, Türkiye'nin bölgesel müttefiki Katar'a yönelik baskıyı artırabilir. Ankara, Suudi Arabistan ile ilişkilerini onarma çabasındayken, Husilerin başarısı Riyad'ı daha da köşeye sıkıştırarak Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Uzun vadede, Yemen'deki vekalet savaşının Türkiye'nin enerji güvenliği ve Güney Kafkasya'daki dengeler üzerinde dolaylı etkileri olabilir.