İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bu hafta New York'ta düzenlenen BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma ve temaslarla nükleer anlaşmazlık konusunda müzakereye açık olduğu mesajını verdi. Pezeşkiyan'ın diplomasi vurgusu, İran'ın uluslararası toplumla ilişkilerini yeniden şekillendirme çabası olarak yorumlandı. Ancak Tahran'ın bölgesel savaşlardaki tutumunda büyük bir değişiklik beklenmiyor; bu nedenle kapsamlı bir çözüm olasılığı hâlâ düşük.
Diplomatik Açılımın Arka Planı
Pezeşkiyan, göreve geldiğinden bu yana İran'ın batıyla ilişkilerini onarma yönünde istekli olduğunu gösteriyor. New York ziyareti, bu çabanın en somut adımlarından biri oldu. Cumhurbaşkanı, BM kürsüsünden yaptığı konuşmada nükleer programın barışçıl olduğunu yineledi ve yaptırımların kaldırılması karşılığında iş birliğine hazır olduklarını belirtti. Görüşmelerde Avrupalı mevkidaşlarıyla bir araya gelen Pezeşkiyan, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) canlandırılması için diyalog kapısının açık olduğunu ifade etti.
İran lideri ayrıca ABD'nin yeni yönetimiyle doğrudan temas kurmaktan çekinmediğini gösterdi. Ancak Washington'dan gelen ilk açıklamalar, yaptırımların kaldırılması konusunda somut bir adım atılmadan müzakereye başlanmayacağı yönünde. Bu durum, diplomasi trafiğinin yoğunlaşmasına rağmen taraflar arasındaki güvensizliğin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Uzmanlar, Pezeşkiyan'ın mesajlarını "temkinli iyimserlik" olarak nitelendiriyor. İran'ın nükleer programını askıya alması veya geri döndürülemez adımlar atması için ekonomik yaptırımların hafifletilmesi gerekiyor. Ancak İran'ın bölgedeki vekil güçlere verdiği destek ve füze programı, Batı başkentlerinde endişe kaynağı olmayı sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın diplomasi atağı, Orta Doğu'da artan gerilim ortamında gerçekleşiyor. Gazze'deki savaş, Lübnan ve Yemen'deki çatışmalar, İran'ın bölgesel nüfuzunu doğrudan etkiliyor. Pezeşkiyan, BM'de yaptığı konuşmada İsrail'i sert dille eleştirirken, aynı zamanda Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleriyle ilişkileri normalleştirme çabalarını sürdürüyor.
Bu denge politikası, İran'ın hem Batı'yla hem de bölgesel rakipleriyle aynı anda diyalog kurma isteğini yansıtıyor. Nükleer anlaşma konusunda atılacak bir adım, İran ekonomisi üzerindeki baskıyı hafifletebilir ve bölgesel gerilimi düşürebilir. Ancak İran'ın iç siyasetindeki sertlik yanlısı kanadın direnci, Pezeşkiyan'ın manevra alanını sınırlıyor.
Küresel aktörler açısından ise Rusya ve Çin, İran'la enerji ve güvenlik alanındaki iş birliklerini derinleştirmeye devam ediyor. Bu durum, Batı'nın İran üzerindeki yaptırım rejimini zayıflatıyor. ABD'nin İran'a yönelik politikası ise seçim dönemindeki iç siyasi tartışmalar nedeniyle belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın nükleer programı ve Batı'yla yürüttüğü diplomasi, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Olası bir nükleer anlaşma, İran'a uygulanan yaptırımların kalkmasıyla Türkiye-İran ticaretini canlandırabilir; özellikle doğalgaz ithalatı ve sınır ticareti olumlu etkilenir. Ancak anlaşmasızlık durumunda İran'ın nükleer eşiğe yaklaşması, bölgede yeni bir silahlanma yarışını tetikleyerek Türkiye'nin güvenlik hesaplarını zorlaştırır. Türkiye, hem Batı ile İran arasında denge gözetmek hem de bölgesel istikrarı korumak için diplomasi kanallarını açık tutmaya özen gösteriyor.