İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin ABD yaptırımlarının yeniden uygulamaya konulmasının arifesinde 'birçok sorunla' karşı karşıya olduğunu belirterek, hükümetin enflasyonu dizginlemek, geçim sıkıntısını gidermek ve işsizlikle mücadele etmek için çaba gösterdiğini söyledi. Pezeşkiyan’ın açıklamaları, ABD’nin geçen hafta İran’a yönelik yaptırımları 'azami baskı' politikası çerçevesinde artıracağını duyurmasının ardından geldi. Bu gelişme, İran ekonomisinin zaten ağır bir yük altında olduğu bir dönemde, uluslararası toplumun dikkatini yeniden Tahran’ın üzerine çevirdi.
Gelişmenin Arka Planı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pazar günü yaptığı açıklamada, ülkenin 'birçok sorunla' karşı karşıya olduğunu ve yetkililerin 'enflasyonu yenmek, geçim sorunlarını çözmek, işsizliği azaltmak ve halkın geleceğini güvence altına almak' için çabaladığını ifade etti. Bu sözler, ABD’nin geçen hafta İran’a yönelik yaptırımları daha da sıkılaştırma kararı aldığını duyurmasının hemen ardından geldi. ABD yönetimi, İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yanıt olarak 'azami baskı' politikasını yeniden uygulamaya koyacağını açıklamıştı. Bu açıklamalar, İran ekonomisinin zaten ciddi bir daralma yaşadığı bir dönemde yapıldı.
Pezeşkiyan, hükümetinin karşı karşıya olduğu zorlukları 'dışarıdan dayatılan yaptırımlar ve iç yapısal sorunlar' olarak nitelendirdi. İran riyali son aylarda rekor düşük seviyelere gerilerken, gıda ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artışları halkın alım gücünü ciddi şekilde erozyona uğrattı. İran Merkez Bankası verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 40’ın üzerinde seyrediyor. İşsizlik oranı ise resmi rakamlara göre yüzde 11’in üzerinde; ancak uzmanlar gerçek oranın çok daha yüksek olduğunu savunuyor. Özellikle genç nüfus arasında işsizlik yaygın.
Bu ekonomik tablo, Pezeşkiyan’ın reform vaatleriyle göreve gelmesinin ardından halkın beklentilerini karşılamakta zorlanabileceğini gösteriyor. Pezeşkiyan, Ağustos 2024’te göreve başladığından bu yana ülkeyi dışa açmak ve ekonomik krizi çözmek için müzakere masasına dönmek istediğini söylüyor. Ancak ABD’nin yaptırım kararı, bu çabaları baltalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırma kararı, sadece İran ekonomisini değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki güç dengelerini de etkileyebilir. İran, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’deki müttefik gruplar aracılığıyla bölgesel nüfuzunu sürdürüyor. Yaptırımların derinleşmesi, İran’ın bu gruplara sağladığı mali ve askeri desteği azaltabilir; bu da bölgedeki çatışma dinamiklerini değiştirebilir. Öte yandan, İran’ın ekonomik sıkıntıları, hükümetin içeride artan hoşnutsuzluğu bastırmak için daha fazla baskı uygulamasına yol açabilir.
Uzmanlar, ABD’nin bu adımının İran’ı nükleer müzakerelere zorlama girişimi olduğunu, ancak bunun aynı zamanda tırmanma riskini de beraberinde getirdiğini belirtiyor. İran, geçmişte yaptırımlara uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak yanıt vermişti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) son raporları, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırdığını gösteriyor. Bu durum, bölgede yeni bir kriz riskini artırıyor.
ABD’nin bu hamlesi, Avrupa Birliği’nin (AB) İran’la ticareti sürdürme çabalarıyla da çelişiyor. AB, İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) korunmasından yana ve yaptırımların geri getirilmesine karşı çıkıyor. Ancak ABD’nin baskısı, Avrupalı şirketlerin İran’la ticaret yapmasını zorlaştırıyor. Bu durum, transatlantik ilişkilerde de yeni bir gerginlik kaynağı oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları artırması, Türkiye’yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, İran’dan doğalgaz ithal ediyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyarlarca doları buluyor. Yaptırımlar, Türk şirketlerinin İran’la ticaretini zorlaştırabilir ve enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, İran’daki ekonomik istikrarsızlık, sınır güvenliği ve göç hareketleri üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Türkiye, bu nedenle İran’daki gelişmeleri yakından izliyor ve bölgesel istikrarın korunması için diplomatik çabalara devam ediyor. Ancak Ankara’nın, ABD yaptırımlarına rağmen İran’la ticareti sürdürme konusunda ikili bir denge kurması gerekiyor.