İran, geçen yıl ABD ve İsrail tarafından bombalanan kilit nükleer tesislerine Birleşmiş Milletler nükleer gözlemcisinin erişimine izin vermeyeceğini duyurdu. Bu açıklama, Orta Doğu savaşını sona erdirme amacıyla İsviçre'de düzenlenen ilk tur müzakerelerin sona erdiği gün geldi. Tahran ve Washington arasında, İran'ın askeri nükleer programının sınırlandırılmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzalandığı bildirildi. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, saldırıya uğrayan tesislerdeki durumun hassasiyetine dikkat çekerek, bu sahaların UAEA denetçilerine açılmasının mümkün olmadığını belirtti. Sözcü, İran'ın ulusal egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Geçtiğimiz yıl ABD ve İsrail savaş uçakları, İran'ın Natanz ve Fordow nükleer tesislerini hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Bu saldırılar, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ağır bir darbe vurdu. Saldırının ardından İran, hasar tespiti yapmak için bu tesisleri geçici olarak kapattı. Şimdi ise Tahran, bu sahaların yeniden inşa edildiğini ancak BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin buralara girmesine izin vermeyeceğini söylüyor. İran liderliği, bu tesislerin yeni ve hassas askeri teknolojiler içerdiğini ve bunların dışarıdan gözlemlenmesinin ulusal güvenliği tehlikeye atacağını iddia ediyor. Öte yandan İsviçre'deki müzakerelerde, taraflar arasında ilerleme kaydedildiği ancak henüz nihai bir anlaşmaya varılamadığı belirtiliyor. Müzakere sürecinin teknik düzeyde devam edeceği ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu haber, Orta Doğu'da devam eden savaşın ve nükleer gerilimin kilit bir parçasını oluşturuyor. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer programının askeri boyuta geçtiğini ve bölgede istikrarsızlık yarattığını savunuyor. İran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu ancak dış müdahalelere karşı kendini savunma hakkına sahip olduğunu söylüyor. UAEA'nın denetim izni alamaması, uluslararası toplumda İran'ın nükleer silah geliştirdiği yönündeki endişeleri artırıyor. Uzmanlar, İran'ın bu tutumunın mevcut diplomasi çabalarını baltalayabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda İsrail, askeri seçeneklerin masada olduğunu yinelerken, ABD Başkanı da İran'a yeni yaptırımlar uygulama sinyali verdi. Bölgedeki Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi diğer aktörler ise endişeli bir bekleyiş içinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip ve nükleer bir krizin komşusu olmasından doğrudan etkilenebilecek bir ülke. Ankara, İran'ın nükleer programının şeffaf olmasını ve UAEA denetimine açık olmasını savunuyor. Ancak Türkiye, ABD'nin bölgedeki askeri müdahalelerine de karşı çıkıyor ve diyalogdan yana bir tutum sergiliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ithalatı açısından kritik olan bölgedeki istikrarı daha da kırılgan hale getirebilir. Ayrıca savaşın yayılması halinde Türkiye, mülteci akını ve güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kalabilir. Ankara'nın bu denge içinde hem Tahran'la hem de Washington'la ilişkilerini yürütmesi gerekecek.