İran asıllı ABD Temsilciler Meclisi üyesi Stephanie Bice, İran ile Batılı güçler arasında imzalanan nükleer anlaşmanın kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti. Oklahoma'dan seçilen Cumhuriyetçi vekil, anlaşmanın şeffaflıktan yoksun olduğunu ve ABD'nin ulusal güvenliği açısından riskler barındırdığını iddia etti. Bice, özellikle İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerin anlaşmada yeterince ele alınmadığını vurguladı.
Anlaşmanın arka planı ve Kongre'deki tartışmalar
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve ardından İran'ın yükümlülüklerini ihlal etmesiyle süreç karmaşık bir hal aldı. Biden yönetimi, İran'ı anlaşmaya döndürmek için müzakerelere yeniden başlasa da, Kongre'de anlaşmaya yönelik derin bir güvensizlik hakim. Bice, Meclis Dışişleri Komitesi üyesi olarak, anlaşmanın onaylanması halinde İran'ın eline geçecek mali kaynakların terörizmi finanse etmek için kullanılabileceği uyarısında bulundu. İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin de anlaşmaya şüpheyle yaklaştığı biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran nükleer anlaşmasının geleceği, sadece Orta Doğu değil, küresel güvenlik dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Trump yönetiminin anlaşmadan çekilmesi, Avrupalı müttefiklerle ABD arasında ciddi bir görüş ayrılığına yol açmıştı. Avrupa Birliği, İran'ı anlaşmada tutmak için INSTEX adlı ödeme mekanizmasını devreye soksa da, bu girişim sınırlı kaldı. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini arttırması ve IAEA denetimlerini kısıtlaması, anlaşmanın tamamen çökme riskini beraberinde getiriyor. Öte yandan, İsrail'in anlaşmaya karşı sert muhalefeti ve olası askeri müdahale senaryoları, bölgede yeni bir kriz potansiyeli taşıyor. Stephanie Bice gibi isimlerin Kongre'de anlaşmaya yönelik eleştirileri, Biden yönetiminin elini zayıflatabilir ve müzakerelerin başarısız olma ihtimalini arttırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara katılmamış ve anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlayacağını savunmuştu. Anlaşmanın çökmesi durumunda, İran'ın nükleer silah elde etme riski artarken, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir güvenlik tehdidi ortaya çıkabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların yeniden devreye girmesi, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, diplomatik çözümden yana tavrını korurken, ABD'li vekilin çağrısı gibi gelişmelerin anlaşmaya yönelik güvensizliği artırması, Ankara'nın bölgesel politikalarını da zorlayabilir.