ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la savaşı sona erdiren anlaşmayı imzalamasından saatler sonra, altı milyon varil ham petrol taşıyan üç Suudi bayraklı süper tanker Perşembe günü Hürmüz Boğazı'nı geçti. Bu gelişme, küresel enerji arzını haftalardır kesintiye uğratan çatışmanın ardından ilk kez bu stratejik su yolundan büyük ölçekli bir petrol sevkiyatı gerçekleştiği anlamına geliyor. Bu arada İsrail'in Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırıları, bölgede ateşkes sağlanmasına yönelik uluslararası çabaları gölgede bırakırken, Beyrut ve Kudüs arasındaki gerilimi yeniden tırmandırdı.
Hürmüz Boğazı kritik eşiği aştı
Beyrut, Kudüs ve Londra merkezli haber ajanslarının bildirdiğine göre, üç Suudi tankeri, İran yönetimi ile varılan tarihi anlaşmanın hemen ardından Hürmüz Boğazı'nı güvenli bir şekilde geçti. Petrol piyasaları, bu geçişi savaşın sona ermesi ve arz güvenliğinin yeniden tesis edilmesi yönünde en somut işaret olarak değerlendirdi. Anlaşma, İran'ın nükleer programını sınırlandırması ve bölgedeki milis güçlerini geri çekmesi karşılığında, ABD'nin yaptırımları kaldırması ve Basra Körfezi'nde serbest navigasyonu garanti etmesini öngörüyor. Ancak anlaşmanın ayrıntıları henüz tam olarak kamuoyuna açıklanmış değil.
Trump, imza töreninde "Bu anlaşmayla Ortadoğu'da yeni bir sayfa açıyoruz. Petrol akışı kesintisiz devam edecek ve küresel ekonomiye darbe vurulmasına izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. İran Cumhurbaşkanı ise anlaşmayı "ulusal egemenliğin bir zaferi" olarak nitelendirdi. Tankerlerin geçişi, dünya ham petrol fiyatlarında yüzde 3'e varan bir düşüşe yol açarken, İstanbul Boğazı'ndan geçen tanker trafiğinde de benzer bir rahatlama bekleniyor.
Lübnan'da hassas denge bozuldu
Hürmüz Boğazı'ndaki olumlu havanın aksine, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırıları bölgede ateşkes ihtimalini zora sokuyor. İsrail Savunma Kuvvetleri, saldırıların "İran destekli milis gruplarının sınıra yakın bölgelerde konuşlanmasına" karşılık verildiğini açıkladı. Lübnan hükümeti ise saldırılarda sivil kayıplar olduğunu iddia ederek uluslararası topluma çağrıda bulundu. Birleşmiş Milletler gözlemcileri, bu saldırıların daha önce varılan ateşkes anlaşmalarını ihlal ettiğini belirtiyor.
Analistler, İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarının İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırmayı hedeflediği görüşünde. Ancak bu saldırılar, Hizbullah'ın elini güçlendirebilir ve İran'ı anlaşmanın şartlarını yeniden müzakere etmeye itebilir. Beyrut, uluslararası arabuluculuk çabalarının hız kazanmasını beklerken, İsrail'in daha fazla tırmanıştan kaçınacağı umuluyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, tarafları diyaloğa çağırdı ancak somut bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki güvenli geçiş ve petrol fiyatlarındaki düşüşten olumlu etkilenecektir. Ancak İsrail'in Lübnan saldırıları, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini tehdit edebilir; zira Türkiye'nin deniz yetki alanları ve Doğu Akdeniz'deki doğal gaz projeleri bu gerilimden doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, İran'la varılan anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlaması, Türkiye'nin Kafkasya ve Ortadoğu'daki dış politikası için olumlu bir zemin yaratabilir. Ankara'nın hem Tahran hem de Washington ile dengeli bir ilişki sürdürmesi, bu denklemin kritik bir parçası olacak.