ABD ve İran arasında varılan geçici anlaşma, küresel piyasalarda Pazartesi günü belirgin bir rahatlamaya yol açtı. Tahvil ve hisse senetleri sert yükselirken, yatırımcılar Ortadoğu’da tırmanma riskinin bir süreliğine azalmasını olumlu karşıladı. Ancak piyasa uzmanları, çatışmanın ekonomik yansımalarının henüz ortadan kalkmadığı uyarısında bulunarak, “zafer sarhoşluğu”na karşı temkinli olunması gerektiğini vurguladı. Özellikle enerji fiyatlarındaki oynaklık ve küresel enflasyon baskıları, anlaşmanın kalıcı bir çözüm getirip getirmediği sorusunu gündemde tutuyor.
Anlaşmanın Piyasalara Yansımaları
Pazartesi günü ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,2’nin altına gerilerken, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri yüzde 1’in üzerinde değer kazandı. Avrupa ve Asya borsaları da benzer bir yükseliş kaydetti. Petrol fiyatları ise varil başına 2 doların üzerinde düşüşle 75 dolar seviyesine gerileyerek üç haftanın en düşük seviyesini gördü. Analistler, anlaşmanın özellikle enerji arzına ilişkin endişeleri bir miktar hafiflettiğini, ancak İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusundaki belirsizliklerin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Geçici anlaşma, İran’ın uranyum zenginleştirmesini sınırlaması karşılığında ABD’nin bazı yaptırımları hafifletmesini öngörüyor. Trump yönetiminin 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana gerilen ikili ilişkilerde ilk somut adım olarak değerlendirilen bu gelişme, piyasalarda kısa vadeli bir iyimserlik yarattı. Ancak uzmanlar, anlaşmanın kalıcı olup olmayacağının henüz belli olmadığını, İran’ın dini lideri Hamaney’in anlaşmaya karşı çıkan açıklamalarının da risk oluşturduğunu belirtiyor.
Enflasyon ve Küresel Boyut
Piyasalardaki iyimserliğe karşın, enflasyon endişeleri varlığını koruyor. ABD’de Mayıs ayı enflasyon verilerinin beklentilerin altında gelmesi, Fed’in faiz indirimine gideceği yönündeki spekülasyonları artırsa da, petrol fiyatlarının yeniden yükselme potansiyeli bu beklentileri gölgeliyor. İran anlaşmasının enerji fiyatları üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir; zira küresel petrol arzı OPEC+ kesintileri ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar nedeniyle zaten sıkışık durumda. Ayrıca anlaşma kapsamında İran’ın petrol ihracatını artırması için önemli bir yaptırım kaldırılmış değil.
JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük yatırım bankalarının analistleri, anlaşmanın piyasalarda “risk iştahını” artırdığını ancak “yapısal enflasyonist dinamikleri” değiştirmediğini vurguluyor. Özellikle hizmet sektörü fiyatları ve ücret artışları, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda acele etmesini engelliyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) de benzer bir durumla karşı karşıya. Bu nedenle, İran anlaşmasının getirdiği “rahatlama rallisi”nin ne kadar süreceği belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ithalatının önemli bir kısmını İran ve benzer kaynaklardan karşılaması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkileniyor. Anlaşmanın petrol fiyatlarını aşağı çekmesi, Türkiye’nin cari açığını ve enflasyonunu bir nebze olsun hafifletebilir. Ayrıca Ankara, ABD-İran geriliminin azalmasıyla bölgesel ticaret ve enerji işbirliği fırsatlarını yeniden değerlendirebilir. Ancak anlaşmanın geçici olması ve İran’ın nükleer programına ilişkin kalıcı bir çözüm içermemesi, Türkiye’nin bu fırsatları uzun vadeli stratejilere dönüştürmesini zorlaştırıyor. Dolayısıyla Türkiye, hem ekonomik kazanımları hem de bölgesel istikrarı dikkatle izlemeli ve anlaşmanın kalıcı hale gelmesi için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.