İran, geçtiğimiz aylarda yaşamını yitiren lider Ayetullah Ali Hamaney için ülke tarihinin en büyük cenaze törenini düzenlemeye hazırlanıyor. Tahran yönetimi, aylardır süren ertelemelerin ardından, altı gün boyunca birden çok şehirde gerçekleşecek dev bir organizasyon için yoğun mesai harcıyor. Cenaze töreninin, İnkılap Rehberi’nin vefatının ardından hem ulusal bir yas hem de rejimin gücünü sergileme amacı taşıdığı belirtiliyor. Ancak bu hazırlıklar, ABD ile Hürmüz Boğazı, nükleer program ve yaptırımlar konularında yürütülen hassas müzakerelerin gölgesinde ilerliyor.
Cenaze organizasyonu ve güvenlik önlemleri
Yetkililer, Hamaney’in naaşının başkent Tahran, kutsal kent Kum, Meşhed ve İsfahan gibi büyük şehirlerde teşhir edileceğini ve milyonlarca kişinin katılımının beklendiğini açıkladı. Organizasyon komitesi, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana en büyük sivil toplama olacağını belirtiyor. Güvenlik güçleri, olası protesto veya saldırılara karşı olağanüstü tedbirler alırken, hava sahası geçici olarak kapatıldı. İran dini liderlik sistemi, Hamaney’in ölümüyle birlikte yeni bir döneme girerken, cenaze töreni hem veda hem de yeni lidere geçişin meşruiyetini pekiştirme işlevi görecek.
Hamaney’in halefi olarak, büyük olasılıkla görevdeki Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin yerine atanacak yeni bir rehber belirlenecek. Ancak bu süreç, rejim içindeki muhafazakar ve pragmatist kanatlar arasında gizli bir güç mücadelesine sahne oluyor. Cenaze töreni, bu rekabeti bir süreliğine gölgeleseyi de, sonrası için gerginliklerin tırmanabileceği yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dev tören, İran’ın ABD ile yürüttüğü kırılgan müzakereler sırasında gerçekleşiyor. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, İran nükleer programının geleceği ve ekonomik yaptırımların kaldırılması gibi kritik konular masada. Cenaze hazırlıkları, zamanlaması itibarıyla Tahran’ın elini güçlendirme çabası olarak da yorumlanıyor: İran, büyük bir ulusal birlik gösterisiyle Batı’ya karşı müzakere pozisyonunu sağlamlaştırmayı hedefliyor olabilir.
Öte yandan, Hamaney’in ölümünün bölgedeki vekil güçler üzerinde yaratacağı etki merak konusu. Lübnan Hizbullah’ı, Yemen Husileri ve Irak’taki Şii milisler, yeni rehberin politikalarına göre konum alacak. Suudi Arabistan ve İsrail ise bu geçiş sürecini yakından izliyor. Cenaze törenine yabancı ülkelerden katılımın sınırlı olması, İran’ın uluslararası alandaki izolasyonunu da gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki bu liderlik değişimi, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor. İran ile Suriye, Irak ve Kafkaslar’da ortak çıkarları bulunan Türkiye, yeni rehberle ilişkileri yeniden tanımlamak zorunda kalacak. Cenaze sonrası olası bir iç istikrarsızlık, Türkiye’nin sınır güvenliğini ve enerji ticaretini etkileyebilir. Ayrıca ABD-İran müzakerelerinde varılacak bir anlaşma, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve yaptırımlara uyum politikası açısından belirleyici olacaktır. Ankara, hem komşu ülkede istikrarı korumak hem de Batı ittifakındaki konumunu dengelemek için dikkatli bir diplomatik oyun yürütüyor.