İran'da ABD yaptırımları nedeniyle ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhaya ulaştı. Washington'ın İslam Cumhuriyeti'ni izole etme kampanyası, özellikle ilaç ve tıbbi ekipman tedarikini giderek zorlaştırıyor. Ülkedeki eczanelerde hayati önem taşıyan ilaçlar bulunamaz hale gelirken, hastalar tedaviye erişimde büyük zorluk yaşıyor. ABD'nin 2018'de yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlar, İran'ın uluslararası bankacılık sisteminden dışlanmasına ve döviz rezervlerinin erimesine neden oldu. İlaç ve gıda gibi insani ürünler resmi olarak yaptırım kapsamı dışında tutulsa da, bankacılık kısıtlamaları ve şirketlerin olası cezalardan çekinmesi nedeniyle ödemeler yapılamıyor, sevkiyatlar gecikiyor. Sonuç olarak, İran halkı temel sağlık hizmetlerine erişemiyor.
Yaptırımların Arka Planı ve İlaç Tedarik Zinciri
ABD, 2015 nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekildikten sonra İran'a yönelik yaptırımları kademeli olarak sıkılaştırdı. 2018'de petrol ihracatını hedef alan yaptırımlar, İran'ın en önemli gelir kaynağını kuruttu. Ülkenin döviz gelirleri azalınca, ithal ilaç ve hammadde alımı için gereken finansman da kesildi. İran, ilaç ihtiyacının yaklaşık yüzde 97'sini yerli üretimle karşıladığını savunsa da, kanser, diyabet, kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bazı özel ilaçlar ve hammaddeler ithalata bağımlı. Avrupa'daki ilaç şirketleri, ABD'nin ikincil yaptırımlarından korkarak İran'a mal satmaktan kaçınıyor. Bankacılık işlemleri için kullanılan kanallar kapalı olduğundan, ödeme yapılamıyor; bu da siparişlerin iptal edilmesine yol açıyor. İran hükümeti, ilaç kıtlığını hafifletmek için zaman zaman insani ticaret mekanizmaları (INSTEX gibi) devreye sokmaya çalışsa da, bu girişimler sınırlı kaldı.
Ülke içinde ise ilaç fiyatları hızla artıyor. Yerli üretim için gereken hammadde temin edilemediğinden, bazı ilaçların üretimi durma noktasına geldi. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, stokların kritik seviyeye düştüğünü kabul ediyor. Hastanelerde ameliyatlar erteleniyor, eczanelerde ise karaborsa ortaya çıktı. Özellikle yurt dışından getirilen kanser ilaçları ve nadir hastalık tedavileri için hastalar komşu ülkelere gitmek zorunda kalıyor. Bu durum, İran'da zaten kötüleşen ekonomik koşullarla birleşince halkın öfkesini artırıyor. Son aylarda birçok şehirde ilaç kıtlığını protesto eden gösteriler düzenlendi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki ilaç krizi, yalnızca insani bir sorun değil; aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. İran, Orta Doğu'da önemli bir aktör ve komşularıyla ticari ilişkileri var. İlaç sıkıntısı, ülkenin sağlık sistemini çökertirse, mülteci akınları ve bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi riskler ortaya çıkabilir. Ayrıca, ABD yaptırımlarının insani etkileri uluslararası alanda tartışma konusu. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, yaptırımların ilaç tedarikini engellediğine dair raporlar yayınlıyor. Washington, ilaç ve gıdanın yaptırım dışı olduğunu savunsa da, uygulamadaki aksaklıklar bu iddiayı geçersiz kılıyor. Avrupa ülkeleri, İran ile ticaret için özel amaçlı bir araç (INSTEX) kurdu ancak bu mekanizma etkin çalışmadı. Rusya ve Çin ise İran'a ilaç ve tıbbi malzeme sağlayarak yaptırımları delmeye çalışıyor. Ancak bu ülkelerin kapasitesi sınırlı ve nakliye sorunları yaşanıyor.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin tek taraflı yaptırımları, uluslararası ticaret sistemine olan güveni sarsıyor. Şirketler, hangi ürünlerin yaptırım kapsamında olduğunu net bilmediği için temkinli davranıyor ve insani malzemelerin satışından bile kaçınıyor. Bu durum, yaptırımların istenmeyen sonuçlarını gözler önüne seriyor. İran'da ilaç kıtlığı, yaptırımların sadece hedef hükümeti değil, sıradan insanları da vurduğunun somut bir örneği.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ilaç krizi, Türkiye için hem insani hem de stratejik açıdan önemli sonuçlar doğurabilir. Komşu ülke olarak Türkiye, İran ile ticari ve beşeri ilişkilere sahip. İlaç sıkıntısı nedeniyle İranlı hastaların tedavi için Türkiye'ye gelme olasılığı artabilir; bu da sağlık turizmini canlandırabilir ancak aynı zamanda sağlık sistemine ek yük getirebilir. Öte yandan, Türkiye, İran'a insani malzeme göndererek bölgesel istikrara katkı sağlayabilir ve iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini güçlendirebilir. Ancak ABD yaptırımlarına uyma konusunda dikkatli olmalı; aksi halde kendisi de yaptırım riskiyle karşılaşabilir. Uzun vadede, İran'ın istikrarsızlığı Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak yaptırımların insani boyutuna dikkat çekmeli ve çözüm arayışlarında aktif rol almalı.