ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaşın üzerinden yaklaşık dört ay geçerken, bu çatışmanın küresel ölçekte yarattığı kalıcı etkiler giderek daha belirgin hale geliyor. Alex Croft'un hazırladığı analiz, beş farklı grafikle savaşın insani, ekonomik, askeri ve jeopolitik boyutlarını gözler önüne seriyor.
Savaşın bedeli: İnsani kriz ve ekonomik çöküş
İran'da sivil kayıpların sayısı 15 bini aşarken, ülke içinde yerinden edilenlerin sayısı 3 milyona yaklaştı. BM verilerine göre, İran'ın gayrisafi yurtiçi hasılası yılın ilk çeyreğinde yüzde 12 daraldı ve petrol ihracatı günlük 500 bin varil seviyesine geriledi. ABD'nin uyguladığı yaptırımların da etkisiyle İran Riyali dolar karşısında tarihi düşük seviyelere indi. Öte yandan, savaşın başlamasıyla birlikte küresel petrol fiyatları varil başına 130 dolara fırladı. Bu artış, özellikle enerji ithalatçısı gelişmekte olan ülkelerde cari açıkların büyümesine ve enflasyonun hızlanmasına yol açtı. Dünya Bankası, savaşın küresel ekonomiye maliyetinin 4 trilyon doları aşabileceğini öngörüyor.
Bölgesel ve küresel güç dengeleri
Askeri açıdan bakıldığında, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava operasyonlarında 2 binden fazla hedef vuruldu. İran ise misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı mayınlayarak deniz trafiğini yüzde 40 oranında azalttı. Bu durum uluslararası tedarik zincirlerini olumsuz etkiledi. Rusya ve Çin, savaşın başlamasından kısa bir süre sonra İran'a askeri yardım ve insani malzeme sevkiyatına başladı. Çin, İran Merkez Bankası'na 10 milyar dolarlık likidite sağlarken, Rusya da Tahran'a gelişmiş hava savunma sistemleri gönderdi. Bu gelişmeler, küresel jeopolitik hizalanmaları keskinleştirdi. NATO içinde görüş ayrılıkları yaşanırken, birçok ülke savaşa doğrudan dahil olmak istemedi. Orta Doğu'da Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, tarafsızlık politikası izleyerek diyalog kanallarını açık tutmaya çalıştı.
İnsani yardım kuruluşları, İran'da sağlık sisteminin çökmek üzere olduğunu, temel ilaç ve gıda maddelerinde büyük kıtlık yaşandığını rapor ediyor. BM, acil durum çağrısı yaparak 6 milyar dolarlık yardım toplamaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde iki kez yapılan ateşkes oylaması ise ABD ve Rusya'nın vetoları nedeniyle sonuçsuz kaldı.
Grafikler, savaşın sadece askeri boyutunu değil, aynı zamanda küresel enerji piyasaları, deniz ticareti, gıda fiyatları ve mülteci hareketleri üzerindeki derin etkilerini de ortaya koyuyor. Özellikle, savaş nedeniyle 2 milyondan fazla İranlının komşu ülkelere sığındığı belirtiliyor. Bu durum Pakistan, Afganistan ve Türkiye gibi ülkelerde yeni bir mülteci dalgasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu çatışmadan hem enerji güvenliği hem de sığınmacı akını açısından doğrudan etkilenmiştir. Türkiye'nin İran'la olan 560 kilometrelik sınırı, savaş nedeniyle yoğun göç hareketlerine sahne olurken, Ankara yüz binlerce İranlı sığınmacıya kapılarını açmak zorunda kalmıştır. Ayrıca, İran üzerinden gelen doğalgaz ve petrol sevkiyatının durması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırmış ve cari açığı büyütmüştür. Türk dış politikası, hem Batı ittifakına bağlılık hem de komşusu İran'la ilişkileri dengeleme çabası içinde hareket etmektedir. Ancak savaşın uzaması, Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışını zorlaştırmakta ve Ankara'yı arabuluculuk rolü üstlenmeye itmektedir.